Ülkedeki Kanalistanbul Taassubu

Taassup kelimesi; bir düşünceye, bir inanışa aşırı şekilde bağlanma, ondan başkasını düşünememe, bağnazlık anlamlarına geliyor. Genellikle dini konularda kullanılan bu kelimeyi her düşünce ve inanış için kullanmak mümkün. Bugünlerde medyada ve siyasiler arasında yoğun olarak tartışılan konu Kanalistanbul. Bu projeye yaklaşımda toplumun bir kesiminde ne yazık ki önemli ölçüde taassup görüyoruz.

Yıllar önce gündeme getirilen ve siyasiler tarafından çokça eleştirilen bu proje mevcut iktidar tarafından hayata geçirilmek isteniyor. İlginç olan bugün projeye destek olan pek çok siyasetçinin geçmişte şiddetle karşı çıkmış olduğunu görüyoruz. İktidar, yapılmasının çok gerekli ve lüzumlu olduğunu savunurken muhalefet projenin büyük ekonomik ve çevresel zararlar getireceğini vurguluyor.

Kanalistanbul projesinin ekonomik, çevresel, askeri, siyasi, uluslararası pek çok etkisi olacak. Ekonomik etkileri dışındakileri yorumlamak ve yazmak pek çok uzmanın bir araya gelerek yapabileceği uzun soluklu bir iş. Aslında ekonomik etkileri de çok boyutlu ve karmaşık. Ancak mevcut bilgilerimizle bu konuda görüş belirtebilir, fikir ortaya koyabiliriz.

Projenin toplam maliyeti için 75 milyar liralık bedel gündemde sıkça yer alıyor. Kanalın genişliğinin ve/veya derinliğinin azaltılması ile bu bedelin düşebileceği de vurgulanıyor. Öncelikle üzerinde durulması gereken konu bu yatırımın finansmanını kamu kendisi mi yapacak, yoksa kamu özel işbirliği ile belirli garantiler ve taahhütler verilerek mi gerçekleştirilecek? Açıkçası bu konuda net bir görüş yok. Projenin ihaleye çıkarılacağı, üstlenici olmaması durumunda kamu kaynakları ile finanse edileceği söyleniyor.

İktidar boğaz trafiğinin yıllar içinde çok arttığını ve yani bir kanal yapılmasının İstanbul Boğazı ve tarihi doku için elzem olduğunu vurguluyor. Ancak resmi verilere baktığımızda boğazdan geçen gemi sayısı 2006 yılında 54.880 iken 2018 yılında 41.103’e gerilediğini görüyoruz. Diğer taraftan İstanbul boğazından geçen yük/hacim miktarı aynı dönemde 475 milyon gros tondan 613 milyon gros tona yükselmiş. Yani son 12 senede boğazlardan geçen gemi sayısı azalırken gemi büyüklükleri ve yükleri artmış.

Projeyi destekleyenlerin en önemli tezlerinde biri bu kanalın Süveyş ve Panama Kanalları gibi ülkeye büyük gelir sağlayacağı. Bu geliri 1-2 milyar dolardan 8 milyar dolara kadar çıkaranlar var. Ancak önemli farklılık bu 2 kanalın dünya deniz taşımacılığında alternatifi yokken Kanalistanbul’un var. Ayrıca mevcut boğazlardan çok cüzi bedellerle geçilebiliyor.

2018’de geçen 41 bin geminin yaklaşık yarısının yeni yapılacak kanaldan geçeceğini düşünsek bile bu gelirin(8 milyar$) elde edilmesi için gemi başına 390 bin dolarlık geçiş bedeli alınması gerekiyor. 2 milyar dolar gelir elde edilmesi için tüm gemilerin yarısının geçmesi durumunda 100 bin dolar civarı bir ücret ödenmesi gerekecek.

2018’de boğazdan geçen gemilerin 4’te 1’inin 100 metreden küçük ve sadece %6’sının, boğazda beklemek istemeyeceği düşünülen, konteyner gemileri olduğunu düşünürsek bu kadar yüksek geçiş geliri elde edilmesinin imkansız olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Bu itirazlar karşısında projeyi savunanlar imar gelirlerinin olacağını ekliyor. Bugünlerde çıkan Çevresel Etki Değerlendirmesi(ÇED) raporunda gelirler kısmında ilk satıra gayrimenkul gelirleri konulmuş. Aslında gemi geçişlerinden, iddia edilen gelirin çok azının elde edileceğini onlar da kabul etmiş olmalılar.

Gelelim işin finansman kısmına. Projenin 75 milyar liraya gerçekleştirilebileceğini düşünürsek 13 milyar dolar veya 12 milyar Euro civarında bir kaynağa ihtiyaç var. Kamunun mevcut bütçe açıkları ve olağanüstü net borçlanmasını düşünürsek finansmanı üstlenmesi çok düşük bir ihtimal. Zaten kamu bu kadar büyük bir yatırımı üstlenmek isteseydi günümüzde sıkça eleştirilen Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü gibi projeleri geçiş garantileri vererek kamu özel işbirliği ile gerçekleştirmez, finansmanı kendisi üstlenerek yaptırırdı.

Projenin kamu özel işbirliği ile gerçekleştirilip yatırım bedelinin kredi ile finanse edildiğini düşünelim. %5 yıllık faiz ile 12 milyar Euro borç alınması durumunda 15 yılda 17 milyar Euro’nun üzerinde ödeme yapılması gerekiyor. Üstelik yapım esnasında anapara ödemesi yapılmazsa toplam ödeme daha da artıyor. Kanaldan her yıl 10 bin geminin geçtiğini ve ortalama 100 bin dolar ödediğini düşünsek bile elde edilen toplam gelir (1 milyar$) krediyi ödemeye yeterli olmuyor.

Özetle ekonomik açıdan değerlendirirsek proje hayata geçirilebilir durumda değil. Zaten ekonomik açıdan cazip olsaydı onlarca yatırımcı kredi ve geçiş garantisi olmadan Kanalistanbul’u yapmak için sırada beklerdi. Projenin kamu kaynakları ile yapılabilmesi de pek mümkün görünmüyor. Her ne kadar yakın dönemde bir varlık fonu kurulsa da bu fon varlık biriktirmekten öte Hazine garantili dış borç alıyor. Petrol üreticisi ülkeler gibi bir fonumuz olsa ve fondaki kaynakları değerlendirebilecek alanlar arasaydık proje kolayca yapılabilirdi. Ancak mevcut durum ve ekonomik koşullarda projenin hayata geçirilmesi faydadan öte büyük ekonomik zararlar getirecektir. Yurttaşların Kanalistanbul’un yapılması yönündeki taassubunu yok etmesi temennisiyle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir