Tüketimle, Stoklu, Yatırımsız Büyüme

Ekonomide en önemli kavramlardan biri hiç şüphesiz büyüme olsa gerek. Belirli bir zaman diliminde bir ülke içerisinde üretilen mal ve hizmetlerin artması büyüme olarak tanımlanıyor. Genellikle bir önceki yılın aynı çeyreğine göre, bir önceki çeyreğe göre ve bir önceki yıla göre büyüme verileri hesaplanıyor. Ülkeler temel ekonomik politikalarını yüksek ve sürdürülebilir büyümeyi hedefleyerek oluşturuyor.

Büyüme için tüm dünyada son yıllarda gayri safi yurt içi hasıla(GSYH) veya uluslar arası literatürde gross domestic product(GDP) değişimi değerlendiriliyor. Gayri safi yurt içi hasıladan amortismanlar çıkarıldığı zaman ise safi yurt içi hasıla(SYH) elde ediliyor. Geçmişte GSYH’dan farklı olarak gayri safi milli hasıla(GSMH) hesapları da yapılıyordu. Milli gelir denildiği zaman günümüzde 1 yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin toplamını anlamak gerekiyor.

GSYH’yı gelir, üretim ya da harcamalar yöntemleriyle hesaplamak mümkün. Tüm yöntemlerin de birbirine eşit sonuç vermesi gerekiyor. Bu hesaplamaların ayrıntıları bu yazı içeriğinde anlatılamayacak kadar uzun ve kapsamlı.  Sıklıkla kullanılan harcamalar yönteminde GSYH; özel tüketim, kamu tüketimi, gayri safi sabit sermaye oluşumu(yatırımlar) ve net ihracatın toplamından(ihracat-ithalat) oluşuyor.

29 Mayıs’ta Türkiye İstatistik Kurumu Türkiye’nin 1. çeyrek büyüme verilerini açıkladı. Ekonomimiz geçen yılın aynı çeyreğine göre %4,5; bir önceki çeyreğe göre %0,6 büyümüş. Dolar bazında yıllıklandırılmış GSYH 753 milyar$’dan 758 milyar$’a çıktı. ABD ve Avrupa ülkelerinde %5’e varan küçülme oranlarının görüldüğü 1. çeyrekte %4,5’lik büyüme göz kamaştırıcı olsa gerek. Euro Bölgesi’nde yıllık bazda küçülme %3,2 seviyesinde.

İlk çeyrekte büyüme verisinin ayrıntılarına baktığımız zaman özel tüketim %5,1; kamu tüketimi %6,2 artmış. Gayri safi sabit sermaye oluşumu(yatırımlar kalemi) %1,4 azalırken net ihracat büyük miktarda büyümeyi aşağı çekmiş. Yıllık bazda özel tüketim son 3 çeyrektir, kamu tüketimi son 11 çeyrektir artıyor. Yatırımlar son 7 çeyrektir azalırken net ihracat son 3 çeyrektir büyümeyi aşağı çekiyor.

GSYH içerisinde 2020’nin ilk çeyreğinde özel tüketim %56,9; kamu tüketimi %16,6; gayri safi sabit sermaye oluşumu %25,9; mal ve hizmet ihracatı %29,5; mal ve hizmet ithalatı(eksi) %33,6 paya sahip. Bu başlıkların artış oranlarıyla GSYH içindeki paylarını çarparsak %4,5’lik büyüme oranına ulaşamıyoruz. Burada devreye stok değişiklikleri giriyor.

Stok değişikliklerinin artıda olması mal ve hizmetlerin üretilip stokta biriktirildiği; ekside olması ise mal ve hizmetlerin stoktan arz edildiği anlamına geliyor. 2018’in 2. yarısı ile 2019’un ilk çeyreğinde stok değişimleri negatif olmuştu. 2019’un 2. çeyreğinde yatay seyreden stok değişikliği son 3 çeyrektir artıda. Üstelik son 3 çeyrekte bu değişimler pozitif olmasa büyüme oranları küçülmeye dönecekti.

Gelelim 2020’nin geri kalanına. Koronavirüs salgını nedeniyle tüm dünyada küçülme bekleniyor. Türkiye’de de pek çok ekonomist 2. çeyrekte ve 2020 yılında küçülme bekliyor. Hazine ve Maliye Bakanı 2020’nin az da olsa büyüme ile kapatılacağı kanaatinde. Peki GSYH’yı oluşturan harcama kalemleri nasıl değişiklik gösterebilir?

Kamu tüketiminin 2019’un ilk çeyreğinde TCMB’den alınan kar ve 3. çeyreğinde alınan yedek akçeyle; 2020’nin ilk çeyreğinde ise TCMB’den alınan kar ve yedek akçenin etkisiyle yüksek oranda arttığını vurgulamakta fayda var. Bu yılın geri kalan döneminde Merkez Bankası’ndan benzer bir destek gelmeyecek. Son 3 çeyrektir artan özel tüketimin ise salgın nedeniyle düşeceği aşikar. Son 7 çeyrektir azalan yatırımların artması da salgın nedeniyle beklenmemeli.

Net ihracat konusunda ilave açıklama gerekiyor. Net ihracat son 3 çeyrektir büyümeyi aşağı çekiyor. Dış ticaret açığı son 7 aydır belirgin şekilde artıyor. 21 Nisan ve sonrasında çıkarılan Cumhurbaşkanı Kararları ile 4 binin üzerindeki ürüne ilave gümrük vergileri getirildi. Alınan tedbirlerin faydalı olup olmayacağını ve olacaksa ne kadar yarar sağlayacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ancak genel kanaat dış ticaretin büyümeye net katkı yapmayacağı yönünde.

Türkiye ekonomisi son birkaç çeyrektir özel tüketim ve kamu tüketimiyle, stok birikimi yaparak, gayri safi sabit sermaye oluşumu olmadan büyüyor. Net ihracat ise büyümeyi aşağı çekiyor.  Bu şekilde bir büyüme modelini uzun süre sürdürmek pek mümkün değil. Tüm dünyayı etkileyen salgın Türkiye’nin büyümesini de olumsuz etkileyecek. Alınan ekonomik tedbirlerin sonuçlarını ise birkaç çeyrek sonra ancak görebileceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir