Rezerv Varlıklarda Azalma Rekor Seviyede

Parası rezerv para olarak kullanılmayan Türkiye gibi ülkeler ihtiyacı seviyesinde rezerv para biriktirmek zorunda. Dış borç ödemeleri, ithalat borçları, dış yatırımlar gibi pek çok şey için rezerv paralar kullanılıyor. Ülke dış borcu yüksek, cari açık veren ve başka ülkelerde yatırım yapan ülkeler rezervlerini daha yüksek tutmak zorunda.

Ülkeler rezerv varlık olarak altın ve döviz biriktiriyor. Döviz olarak ABD Doları, Euro, İngiliz Sterlini, Japon Yeni gibi para birimleri kullanılıyor. Rezerv tutmak maliyetli bir iş ve bu maliyet o ülkenin çeşitli vadelerde tahvili alınarak azaltılmaya çalışılıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB)’nın brüt döviz rezervleri 2013 sonunda 112 milyar dolara kadar yükselmiş ve bu rezervin önemli bir kısmıyla ABD tahvili alınmıştı. 2014 sonunda ABD tahvillerindeki varlığımız 77 milyar dolara kadar yükselmişti.

Tutulan rezervin ne kadar olması gerektiği ülkenin para birimine, ekonomik büyüklüğüne, dış borç ödemelerine, ithalat miktarına ve dış yatırımlarına göre değişiyor. Para birimi dış ticarette yoğun olarak kullanılan ülkeler asgari miktarda rezerv tutarken; parası dış ticarette az miktarda kullanılan ülkelerin belirli aylık(6 ay, 12 ay gibi) ithalat kadar rezerv biriktirmesi öneriliyor. Ayrıca ülkenin dış borç miktarı da önemli; ideal şartlarda en az gelecek 1 içinde ödenmesi gereken dış borç ve verilecek cari açık kadar rezerv tutulması tavsiye ediliyor.

Ülkelerin rezerv biriktirmesi için yapmaları gereken en önemli şey cari fazla vermek. Cari fazla dış ticaret dengesi, hizmetler dengesi ve gelir dengesinin toplamından oluşuyor. Genellikle istikrarlı şekilde cari fazla veren ülkeler rezervlerini artırırken cari açık verenler ülke rezervlerini azaltıyor. Cari denge, sermaye hesabı, finans hesabı ve net hata noksanın toplamı ise ülke rezervlerinin yönünü belirliyor.

Sermaye hesabından giriş ve çıkışların düşük olduğunu, net hata ve noksanın ise bir muhasebeleştirme kalemi olduğunu düşünürsek ülke rezervini belirleyen temel etkenler cari denge ve finans hesabı. Finans hesabını doğrudan yatırımlar, portföy yatırımları, dış borç alma/verme ve diğer yatırımlar oluşturuyor. Yani bir ülke cari açık vermesine rağmen finans hesabındaki girişlerle rezervlerini artırabilirken; cari fazla vermesine rağmen finans hesabındaki çıkışlarla rezervlerini azaltabiliyor.

Cari denge ile finans hesabının uyumlu olması ülke para biriminin stabil olmasını sağlayan önemli etkenlerden biri. Uyumsuzluk sonucu rezervlerin artması ülke para birimini değerlendirirken rezervlerin azalması ülkenin parasını değersiz hale getiriyor. Uyumsuzluk durumunda merkez bankaları döviz alım ya da satım yoluyla para birimini stabil tutmaya çalışıyor.

Türkiye kronik cari açık veren bir ülke ve geçmişte istinai yıllar dışında hep cari açık verdi. Diğer taraftan doğrudan yatırım, portföy yatırımı, dış borç alımı gibi finans hesabından girişlerle birkaç yıla kadar cari açığını finanse ederek rezervlerini artırıyor ve parasını nispeten stabil tutuyordu. Bu durum son yıllarda değişmiş durumda.

Ödemeler dengesi istatistikleri Merkez Bankası veri tabanında 1984 yılından itibaren mevcut. 1984-2019 yılları arasında;

  • Cari açık: 552,7 milyar$
  • Finans hesabından giriş: 629,5 milyar$
  • Net hata ve noksandan giriş: 8,7 milyar$
  • Rezervlerde artış: 85,2 milyar$

Yani 1984-2019 yılları arasında 552,7 milyar dolar cari açık vermemize rağmen finans hesabından 629,5 milyar dolar giriş olmuş ve neticede rezervlerimiz 85,2 milyar$ artmış.

            2020 yılının başında patlak veren salgın tüm dünya ülkelerinde turizm gelirlerini azalttı, turizm geliriyle cari dengesini iyileştiren ülkeler rezerv kaybına uğradı. Türkiye gibi kronik cari açık veren ve hizmetler dengesi geliri yüksek olan ülkeler bu durumdan çok olumsuz etkilendi. Finans hesabından gerçekleşen çıkışlar ise rezervlerdeki erimeyi tarihi zirveye çıkardı.

2020 yılının ilk 8 ayında;

  • Cari açık: 26,4 milyar$
  • Finans hesabından çıkış: 4,5 milyar$
  • Net hata ve noksandan çıkış: 8,0 milyar$
  • Rezervlerde azalış: 39,0 milyar$

Yani 1984-2019 yılları arasında, 35 yılda, ülke rezervleri 85,2 milyar dolar artarken 2020’nin ilk 8 ayında 39,0 milyar dolar azalmış durumda. Yıllık bazda daha önce rezervlerin en fazla azaldığı yılın 2001 yılı olduğunu ve kriz yılında 12,9 milyar dolar rezerv kaybı olduğunu vurgulayalım. Üstelik bu yıl Eylül ayı dış ticaret verisi ve turizm ön verileri cari açığın bu ayda yüksek olacağına işaret ediyor.

Türkiye kronik olarak cari açık veren bir ülke ve yıllardır bu açığını finanse ediyordu.  Koronavirüs salgınının ortaya çıkmasıyla cari açığı artıp finans hesabından ve net hata ve noksan kaleminden çıkışlar gerçekleşince ülke rezervleri ilk 8 ayda 39 milyar dolar azalmış durumda. Üstelik bu azalışın duracağına dair işaretler de henüz görülmüyor. Bu durum TL’nin değer kaybetmesine ve halkın alım gücünün azalmasına yol açıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir