Ödemeler Dengesinde Zor Dönem

Türkiye uzun yıllardır kronik cari açık veren ve bu açığı dış kaynaklarla finanse etmek zorunda olan bir ülke. Finansman açıktan fazla olduğu zaman TL değer kazanırken aksi durumda TL değer kaybediyor. Yıllardır yaşadığımız bu soruna kalıcı çözüm bulunabilmiş değil. Ekonomi yönetimi bu sorunun çözümüne yönelik adımlar atacağını sık sık vurgulasa da cari açık devam ediyor.

Geçmişte yüksek miktarda cari açık verilen yıllarda cari açığın finanse edildiği sürece sorun oluşturmayacağı vurgulanırdı. GSYH’nın %10’una kadar çıkan açıklar bir şekilde finanse edilebildi ve TL’nin değerli kalması sağlandı. Ancak son yıllarda bu durum tersine dönmeye başladı ve cari açık yeterince finanse edilemediği için TL tarihi değersiz günlerinde.

2001 krizinden beri istikrarlı şekilde cari açık veren Türkiye uzun yıllar sonra ilk kez 2019’da küçük miktarda(6,7 milyar$) cari fazla verdi. Bu fazlada 2018’de yaşanan kur şoku, sonrasında 2019’da gelişen olağan üstü düşük büyüme(%0,9) ve aynı yıl başta turizm gelirleri olmak üzere hizmetler dengesi fazlasının tarihi zirveye(35,5 milyar$) çıkması rol oynadı.

2020 yılında salgının baş göstermesiyle hizmetler dengesi fazlası hızla azalmaya başladı. 2019 sonunda 35,5 milyar$ olan yıllıklandırılmış hizmetler dengesi fazlası 2020 sonunda 9,5 milyar$’a kadar geriledi. Yani neredeyse yıllık gelir dengesi açığını(8,6 milyar$) ancak karşılar hale geldi. 2020’de ekonomi yönetimi politika faizini indirdi, kredi hacmini artıracak önlemler aldı. Bu önlemlerin de etkisiyle dış ticaret açığı 2019’daki 29,5 milyar$’dan 2020’de 49,9 milyar$’a yükseldi. Neticede 2019’da verilen 6,7 milyar$’lık cari fazla 2020’de 36,7 milyar$ açığa döndü.

2020 yılı geçmişte sıkça tekrarlanan ve unutulmaya yüz tutan “Cari açık finanse ediliyorsa sorun yok” düşüncesinin tekrar gündeme gelmesine neden oldu. Çünkü 2020 yılı cari açığın finanse edilemediği bir yıl oldu.  2020’deki 36,7 milyar$’lık cari açık çok büyük ölçüde finanse edilemedi ve ülke rezervleri 2020 yılında 31,8 milyar$ azaldı. Daha önce en çok rezerv azalması 2001 krizinde görülen 12,9 milyar$’lık azalmaydı. 1984-2019 yılları arasında ülke rezervlerindeki toplam artışın 85,2 milyar$ olduğunu düşünürsek 1 yıldaki azalmanın büyüklüğü daha iyi anlaşılabilir. Cari açığın finanse edilememesi nedeniyle 2020 başında 5,95 olan Dolar kuru 2020 sonunda 7,43’e çıktı.

2021 yılında koronavirüs salgını nedeniyle ülkemizde yüksek vaka sayıları ve ölümler devam ediyor; aşılamalarda henüz istenilen oranlara çıkılamadı. Şubat ayı verilerine göre yıllıklandırılmış hizmetler dengesi fazlası 7,5 milyar$’a kadar gerilemiş durumda; gelir dengesi açığı 9,1 milyar$. İlk 3 ayda dış ticaret açığı sadece 2 milyar$ azaldı. 20 Mart’ta Merkez Bankası Başkanı görevden alınıp yerine düşük faizi savunan yazıları olan bir akademisyen yeni başkan olarak atanınca Dolar kuru kısa sürede 8 liranın üzerine çıktı. Yüksek kurun dış ticaret açığına etkileri önümüzdeki aylarda daha net görülebilecek.

Muhalefetin sık sık gündeme getirdiği 2019-2020 yıllarında olması gerekenle olan arasındaki yaklaşık 128 milyar$’lık Merkez Bankası net rezervi farkı 2021 yılını ödemeler dengesi açısından riskli hale getiren nedenlerden biri. 2020’deki gibi cari açığın finanse edilememesi durumunda ülke rezervleri yine azalmak zorunda kalacak ve bu durum TL’yi daha değersiz hale getirecek. Mevcut koşullarda 2019 ve 2020’deki gibi açık ya da örtülü şekilde daha fazla TCMB rezervi satılması zor olduğundan bu durum ödemeler dengesini riskli hale getirecek.

Türkiye yıllardır, istisnai dönemler dışında, kronik cari açık veriyor. Yaşanan kur şoku ve yüksek politika faizi nedeniyle 2021 yılında ödemeler dengesi 2020 yılına göre daha iyi olacak gibi görünüyor. Ancak ülke rezervlerinin 2020’de tarihi miktarda azalması ve Merkez Bankası’nın döviz satışlarıyla TL’yi desteklemesi çok zor olduğundan bu yıl ödemeler dengesi 2020 yılına göre daha zor geçecek. Cari açık finanse edilemezse TL değer kaybetmeye devam edecek. Bu durum enflasyonist baskı oluşturacak. Yabancı girişi olmazsa değersiz hale gelen kurun dış ticaret açığını ve cari açığı azaltmasından başka bir çözüm ise şimdilik görünmüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir