Ödemeler Dengesi Giderek Kötüleşiyor

Türkiye uzun yıllardır dış tasarrufları yetersiz olan ve kronik cari açık veren bir ülke. Yıllardır konuşulan bu soruna şimdiye kadar kalıcı tedbir alınabilmiş değil. 1975 yılından beri açıklanan istatistiklerde çok az sayıda yılda cari fazla verilmiş durumda. Cari fazla verilen yıllar ise genellikle ekonomik kriz yaşadığımız yıllar. 2019 yılı da geçmiş kriz yıllarına benzer şekilde küçük miktarda cari fazla verilerek kapatıldı.

Ödemeler dengesi istatistikleri her ay Merkez Bankası tarafından açıklanıyor. Alt başlıkları; cari işlemler hesabı, sermaye hesabı ve finans hesabı. Bu başlıklar alt alta toplandıktan sonra rezerv varlıklarda gerçekleşen değişimle karşılaştırılıyor. Hesaplanan rezerv ile mevcut rezerv arasındaki fark net hata ve noksan kalemini(çıkış ya da giriş) oluşturuyor.

Cari işlemler dengesini ise dış ticaret, hizmetler ve gelir dengesi oluşturuyor. Hemen her yıl verdiğimiz dış ticaret açığının bir kısmını hizmetler dengesi(turizm, inşaat, taşımacılık vs) ile kapatıyoruz. Gelir dengesinde ise açık veriyoruz. Bu açığın en önemli nedenleri ise faiz gideri, yatırım gideri, kar transferi gibi kalemler.

1975 yılından bu yana cari fazla verilen toplam 7 yıl var. 1988, 1989, 1991, 1994, 1998, 2001 ve 2019 yılı. Hem nominal olarak hem de GSYH’ya oranla en yüksek cari fazla verilen yıllar 1994 ve 2001. Hatırlanırsa her 2 yılda da büyük ekonomik kriz yaşandı ve ekonomi büyük ölçüde küçüldü. Kısacası cari açıktan aniden cari fazlaya geçtiğimiz yıllar iç tüketimin çöktüğü, ekonominin küçüldüğü, dış ticaret açığının daraldığı yıllar.

2019’da verilen cari fazla 1,674 milyar$. 2019 sonunda GSYH’nın 750 milyar$ olacağını tahmin edersek oran %0,2 oluyor. Haziran 2018’de yıllıklandırılmış cari açık 58,5 milyar dolardı. Brunson krizi ile yaşanan kur şoku sonrasında cari açık her ay azalarak 2018 sonunda 28 milyar dolara kadar geriledi. Gerileme 2019’da da devam ederek Haziran 2019’da cari fazlaya geçildi. Yıllıklandırılmış cari fazla, tarihi yüksek seviyeyi Eylül 2019’da gördü.(6,2 milyar dolar)

Brunson krizi ile 2018 yılının son çeyreğinde yaşanan dış ticaret açığındaki çöküş 2019 yılının son çeyreğinde normalleşti, baz etki ortadan kalktı. 2018’in son çeyreğinde sadece 3,9 milyar dolar dış ticaret açığı verilirken, 2019’un son çeyreğinde açık 8,4 milyar dolara çıktı. Eylül-Aralık 2019 döneminde yıllıklandırılmış cari fazla 4,6 milyar dolar azalarak 6,2 milyar dolardan 1,6 milyar dolara geriledi. Yani cari dengede son 3 ayda her ay ortalama 1,5 milyar dolar kötüleşme oldu.

Gelelim 2020 yılına. Bilindiği gibi ekonomi yetkilileri büyümeyi artırabilmek için bir dizi önlem aldı; almaya da devam ediyor. TCMB politika faizini önden yüklemeli şekilde(!) indirdi; TL cinsi zorunlu karşılıkları tarihi düşük seviyeye çekti. Kredi büyümesi hedefini yakalayamayan bankalara zorunlu karşılıkları yüksek tutarak kredi verilmesini teşvik etti. Kamu bankaları konut kredisi başta olmak üzere kredi hacmini artırabilmek için var gücüyle çalışıyor. Maliye kamu harcamalarını artırarak büyümeyi yukarı çekiyor. Bu adımlar ekonomik aktiviteyi artırdığı gibi cari dengeyi de olumsuz etkiliyor.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı verilerine(ÖTS) göre Ocak ayında ihracat %5,5 artarak 13,9 milyar dolara, ithalat %18,2 artarak 18,5 milyar dolara çıktı. Dış ticaret açığı ise geçen yılın aynı ayına göre 2,1 milyar dolar artarak 4,6 milyar dolara yükseldi. 2020 yılında cari denge, dış ticaret açığına paralel şekilde, ortalama 1,5 milyar dolar kötüleşirse 2019 sonundaki 1,6 milyar dolarlık fazla 16,4 milyar dolarlık açığa dönüşecek; kötüleşme ortalama 2 milyar dolar olursa yıllık cari açık 22 milyar doları aşacak.

Türkiye yıllardır kronik yüksek cari açık veriyor. Cari açığı kalıcı olarak azaltacak yatırımlar ise, az sayıdaki örnekler dışında, yakın dönemde yapılmadı. 2020 yılı ödemeler dengesi açısından, küçük cari fazla verilen 2019 yılına göre daha zor geçecek. Cari açığın finansmanı geçmişte olduğu gibi tekrar ön plana çıkacak. Cari açığın finanse edilemediği dönemlerde ise Türk Lirası değer kaybedecek. Geçmişte yaşanan sorunlarla tekrar karşı karşıya kalınmaması için orta-uzun vadeli tedbirler alınmalı; cari açığı azaltacak yatırımlara ağırlık verilmeli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir