İnşaata Dayalı Ekonomi ve Son Durum

İnşaat sektörüne dayalı büyüme dünya genelinde geçmişte kısa-orta vadede kullanılmış olup özellikle kriz dönemlerinde ülkelerin krizden çıkışına ve işsizliği azaltmalarına büyük katkılar sunmuş. Ancak bu sektöre uzun süre yoğun yatırım yaparak kalkınan ekonomi yok. Sektörün büyümesi doğrudan inşaat istihdamını artırdığı gibi dolaylı yoldan onlarca sektörün de büyümesine katkı sağlıyor. 2002’den beri tek başına iktidar olan hükümet inşaat sektörünü canlı tutmak için pek çok adım attı ve atmaya da devam edecek gibi görünüyor.

2002 yılında göreve başlayan hükümet; evler(TOKİ), bölünmüş yollar, okullar, hastaneler, adliyeler, otobüs terminalleri, hızlı tren hatları, havalimanları, stadyumlar, asma köprüler, otoyollar, millet bahçeleri ve akla gelmeyen pek çok proje gerçekleştirdi. Bu projelerin bir kısmı kamu kaynaklarıyla yapılırken; özellikle son dönemde gerçekleştirilenlerin önemli bir kısmı yap işlet devret modelleriyle hizmete sunuldu.

2008’in son çeyreğinde Amerika’da çıkan ve tüm dünyaya yayılan küresel kriz nedeniyle Amerika Merkez Bankası Fed, faizleri %0,25’e indirerek parasal genişlemeye gitmişti. Sonrasında çok düşük faizle bankalar, özel sektör ve kamu dış borç almaya başladı. O dönemde tüm TL faizleri tarihi düşük seviyeye geriledi. Hazine’nin 2008 yılında %19,2 olan TL cinsi ağırlıklı ortalama borçlanma faizi 2009’da %11,6’ya, 2010’da %8,1’e indi.

Küresel likidite bolluğu ve düşük faiz ortamından pek çok sektör gibi inşaat sektörü de faydalandı. 2003 yılında 202 bin olan yapı ruhsatı sayısı, 2008’de 503 bin, 2009’da 518 bin, 2010’da 907 bin oldu. 2014’te 1 milyonu aşan ruhsat sayısı, 2017’de 1 milyon 387 bini buldu. 2018’de yaşanan kur dalgalanması ve faizlerin yükselmesi ile 656 bine gerileyen sayı 2019’un ilk 6 ayında sadece 119 bin oldu.

İnşaat sektörünün yakın döneme kadar canlı seyretmesinin en büyük sebeplerinden biri konut kredisi faizlerinin gerilemesiydi. 2003 yılında %40 olan ortalama konut kredisi faizleri 2008’de %18,63; 2009’da %15,60; 2010’da %11,05 oldu. 2013’te %9,69’a gerileyen yıllık ortalama konut kredisi faizi 2018’de %19,29’a yükselince inşaat sektörü krize girdi. Konut kredisi faizleri ile ipotekli konut alımları arasında belirgin negatif korelasyon bulunuyor.

İnşaat sektörü doğrudan ve dolaylı olarak milyonlarca kişiye istihdam sağlıyor. 2007 yılında 1 milyon civarında olan sektörel istihdam, istikrarlı şekilde artarak 2017’de 2 milyona yükselmişti. Brunson krizi sonrası artan faizler nedeniyle krize giren sektörde çalışan sayısı kısa sürede 2 milyonun üzerinden 1,5 milyona kadar geriledi. İnşaat sektörünün yıllık bazda büyümesi;

2018, 3.Ç: %-10,7

2018, 4.Ç: %-14,0

2019, 1.Ç: %-10,2

2019, 2.Ç: %-26,9

Hükümet yakın dönemde sektörü canlandırmak için bazı adımlar attı.

 1)Kamu bankaları yoluyla sektöre çok düşük faizli kredi veriliyor. Aylık %0,99 faizle kamu bankalarından kredi alabilmek mümkün. Üstelik anlaşmalı firmalardan alınacak yeni konutlarda aylık faiz %0,79’a iniyor. Ayrıca 180 aya varan vade ile kredi alma imkanı var. 1 hafta kadar önce dar gelirli vatandaşlar için 20 yıl vade ile düşük faizli ev alma fırsatı getirileceği açıklandı.

2)Eylül 2018’de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olabilmek için konut alımında alt sınır 1 milyon dolardan 250 bin dolara düşürüldü. Tapu kaydına 3 yıl satılmama şerhi konulması yeterli olacak. Bu adımın sektöre büyük canlılık getireceği açıklanmıştı. Ekim 2018’de 1,1 milyar dolara çıkan yabancıların konut alımı 2 ay içinde eski seviyelerine(~400 milyon$) döndü.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun her ay açıkladığı konut satış verilerinde sektör için önemli olan ilk el, ipotekli satışlar. İkinci el satışlar sektörü canlandırmadığından; ilk el olup ipotekli olmayan satışlar muvazaa, takas, arsa bedeli vs olabildiğinden çok önemli değil. 2017 yılında ipotekli, ilk el 206 bin konut satılırken 2018’de(sektörde kriz yaşanan yılda) satışlar 125 bine geriledi. 2019’da ilk 9 ayda ilk el, ipotekli satışlar sadece 67 bin. Ancak ilk kez Eylül 2019’da ilk el ipotekli satışların 18 bini aşarak 2017 ortalamasını yakaladığını vurgulayalım.

Ekonomi yönetimi inşaat sektörünü eski parlak günlerine getirebilir mi? Zor.

-2008 küresel krizi sonrasında yaşanan küresel para bolluğu yok

-Satılmayı bekleyen çok sayıda konut var

-İşsizlik çok yüksek seviyede

-2008’den beri sektörü canlandırmak için atılan adımlar sona yaklaştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir