İç Borç Çevirme Oranları Tarihi Zirvelerde

Makroekonomik açıdan ülkelerin en çok üzerinde durduğu konuların başında bütçe dengesi ve bütçe açıkları geliyor. İdeal olan bütçenin denk olması ve giderlerin gelirler ile finanse edilmesi. Ancak günümüz ekonomik koşullarında bu durumu sağlayabilen ülke sayısı yok denecek kadar az. Bu noktada bütçe açıklarının seyri ve ülkelerin borçlanma ihtiyaçları önem kazanıyor.

Bütçede en önemli konu hiç şüphesiz bütçe açığının seviyesi. Bütçe açığını değerlendirilirken ülkenin sahip olduğu enflasyon, finansman maliyeti, ekonomik büyüme, ülke tasarrufları gibi pek çok kriteri göz önünde bulundurmak gerekiyor. AB’ye üye ülkelerin sağlaması gereken ekonomik şartları içeren Maastricht Kriterleri bütçe açığının GSYH’ya oranının %3’ten fazla olmaması gerektiğini belirtiyor. Zaman zaman AB ülkeleri bu kriterin dışına çıksa da hedefin bu seviyenin altında kalması önemli.

Bütçede önemli kriterlerden biri ise bu yazının konusunu oluşturan iç borç çevirme oranları. Ülkeler borçlanmalarının çok büyük kısmını iç borçlanma şeklinde gerçekleştirdiğinden dış borç çevirme oranı iç borç çevirme oranının gölgesinde kalıyor. Dış borç çevirme oranları daha çok ülke rezervlerini, ülkenin finans hesabını etkileyen bir konu.

İç borç çevirme oranı bir ülkenin belirli bir zaman diliminde(ay ya da yıl) ödediği iç borç anaparası ve faizi için borçlanma seviyesini gösteriyor. 100 birimlik anapara ve faiz için 80 birim iç borçlanma gerçekleştirildiyse iç borç çevirme oranı %80; 200 birim borçlanıldıysa oran %200 oluyor. Kamu mevduatındaki değişimler ve dış borçlanma miktarı bir kenara bırakılırsa iç borç çevirme oranının %100 olması kamunun hiç faiz dışı fazla veremediğini ve anapara ile faiz için aynı miktarda borçlandığını gösteriyor. Bu nedenle %100’ün altında iç borç çevirme oranına sahip olmak önemli.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın sitesinden 2003 ve sonrasına ait iç borç çevirme oranlarına kolayca ulaşmak mümkün. 2003-2019 yılları arasında yıllık bazda sadece 3 yılda iç borç çevirme oranının %100’ün üzerinde olduğunu görüyoruz. 2009 yılında küresel kriz olduğunu ve bütçe açığının önemli ölçüde arttığını vurgulayalım. 2017 yılında ise nakit açığı 60,4 milyar olmasına rağmen net iç borçlanma 66 milyar olmuş. Yani 2017’de oranın yüksek olmasının bir nedeni de Hazine’nin mevduatını artırması. İç borçlanma nakit açığı kadar yapılsaydı oran %120 olacaktı. Yıllık iç borç çevirme oranları;

2009: %103,5

2017: %125,6

2019: %132,4

2003-2019 yılları arasında iç borç çevirme oranının en yüksek olduğu yıl 2019. Bu durum Hazine’nin borçlanma ihtiyacının çok fazla olduğunu gösteriyor. 2019’un ayrıntılarına bakarsak borçlanma ihtiyacının aslında çok daha fazla olduğunu görüyoruz. Hatırlanırsa bu yılda Merkez Bankası yüklü karını(37,5 milyar) Hazine’ye aktarmış buna ilave olarak yedek akçe(40,7 milyar) de bütçeye gelir kaydedilmişti. Bu kalemlerle 2018’de TCMB’den 12,3 milyar alan Hazine 2019’da 78,2 milyar lira aldı. Yaklaşık 66 milyarlık ilave gelir yerine iç borçlanma yapılsaydı iç borç çevirme oranı %173 olacaktı.

2020 hiç şüphesiz bütçe dengeleri açısından çok kötü geçiyor. Salgın gelirleri azaltırken giderleri artırıyor. Temmuz ayı iç borç çevirme oranı henüz açıklanmasa da Hazine 20,7 milyarlık iç borç servisine karşılık 64 milyar borçlandı ve iç borç çevirme oranı %309 oldu. İlk 6 ayda iç borç servisi 128,5 milyar, iç borçlanma 252,4 milyar, iç borç çevirme oranı %196 olmuştu. İlk 7 ayda toplam iç borç çevirme oranı %212’ye çıktı. Yani Hazine ilk 7 ayda 100 liralık borç anaparası ve faizini öderken 212 lira borçlanmış oldu.

2019 sonlarındaki yazımda da vurguladığım üzere 2020 yılı salgın daha ortaya çıkmadan önce bütçe açısından çok zor geçecekti. Çünkü 2019’da olan bir defaya mahsus pek çok gelir(imar affı, yedek akçe vs) 2020 yılında olmayacaktı. Ancak koronavirüs salgınının ortaya çıkması bütçe dengelerini çok daha olumsuz etkiledi. Burada insanın aklına önemli bir soru geliyor; “90’lı yılların bütçe açıklarına geri döner miyiz?” Temennimiz bütçe disiplininin kısa-orta vadede sağlanabilmesi.

“İç Borç Çevirme Oranları Tarihi Zirvelerde” için 6 yanıt

  1. Merhaba Fatih Hocam,

    Yazılarınız çok öğretici teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim. Bir de sorum olacak:

    “100 birimlik anapara ve faiz için 80 birim iç borçlanma gerçekleştirildiyse iç borç çevirme oranı %80” cümlesinden yola çıkarsak aslında devlet 20 birim faiz dışı fazla vermiş ve kalan 80 birimi borçlanmış oluyor değil mi? Peki “100 birimlik anapara ve faiz için, 200 birim borçlanıldıysa oran %200 oluyor.” cümlesine göre devlet/hazine 100 birim borç için neden 200 birim borçlanır? Bu kısmını anlayamadım açıklayabilir misiniz?

    1. İlk dediğiniz istisnalar dışında(kamu mevduatında değişim olmazsa ve dış borç çevrimini dikkate almazsak) doğru.
      2. sorunuzunun nedeni Hazine’nin çok fazla nakit açığı vermesi.

  2. Fatih bey merhaba bilgiler için teşekkür ederim.

    Bir sorum olacak sizin de takip ettiğiniz üzere Hazine nin 3 milyar$’lık döviz cinsi iç borçlanma gerçekleştirmiş ti malum alıcılar kamu bankaları bu ihaleler de kamu bankaları hazineye tl borç verip karşılıgın da döviz cinsi tahvilmi alıyor ?

    yada kamu bankaları hazine ye dolarmı veriyor eğer dolar veriyolarsa kamu bankaları bu dolarları nerden buluyor ?

    1. Teorik olarak döviz verilmesi lazım. Ancak son ihalelerde TL verilip karşılığında döviz cinsi tahvil alınmış da olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir