Hazine’deki İlke Değişimleri ve Yoğun Borçlanma Takvimi

Birkaç yıl öncesine kadar Hazine Müsteşarlığı temel olarak merkezi yönetim borçlanmalarını ve nakit yönetimini gerçekleştiren; Türkiye Hazinesi’nden sorumlu kurumdu. Müsteşarlık Temmuz 2018’de Maliye Bakanlığı ile birleştirilerek Hazine ve Maliye Bakanlığı ismini aldı ve artık tek bir bakan tarafından yönetiliyor. Daha önce Hazine Müsteşarlığı’ndan sorumlu bir devlet bakanı mevcuttu .

Hazine ve Maliye Bakanlığı her ay sonunda Kamu Borç Yönetimi Raporu’nu açıklıyor. Bu raporda bütçe ve nakit gerçekleşmeleri; borçlanma maliyeti ve vadesi; iç ve dış borç ödeme projeksiyonları; Hazine tarafından verilen garantiler, Türkiye ve kamu borç stoku gibi pek çok veriye ulaşmak mümkün. Bu raporda son dönemde gözlemlenen çok önemli değişiklikler mevcut.

Hazine yönetiminin uzun yıllardır koruduğu ilkeleri;

1)Borçlanmanın ağırlıklı olarak TL cinsinden yapılması

2)TL cinsi borçlanmanın ağırlıklı olarak sabit faizli enstrümanlarla yapılması

3)Vadenin piyasanın izin verdiği ölçüde uzatılması

4)Gelecek 12 ayda faizi yenilenecek senetler ile vadesine 12 aydan az kalmış senetlerin payının azaltılması

5)Güçlü nakit rezervi tutulmasıydı.

Hazine’nin Ekim 2018 raporundan sonra ilkeleri;

1)Borçlanmanın ağırlıklı olarak TL cinsinden yapılması(değişim yok)

2)Piyasa çeşitliliğinin sağlanması amacıyla uluslar arası piyasalarda ABD dolarının yanında diğer döviz cinslerinden de ihraç yapılması

3)Faiz giderlerinin optimal şekilde yönetilmesi

4)Gelecek 12 ayda faizi yenilenecek senetler ile vadesine 12 aydan az kalmış senetlerin payının belirli bir seviyede tutulması

5)Güçlü nakit rezervi tutulması(değişim yok) oldu.

Hazine’nin eski ilkeleri doğrultusunda 2002 yılında 9 ay olan iç borçlanmanın vadesi istikrarlı şekilde uzatılarak 2013 yılında 74 aya kadar çıkarılmıştı. 2017 yılında 71 ay olan iç borçlanmanın ağırlıklı ortalama vadesi Brunson krizi sonrasında, Eylül 2018’de 30 aya indi. Ekim raporunda borçlanma ilkeleri değişti. Ekim ve sonraki aylarda da vadeler benzer şekilde düşük seyrederek 2019’un ilk 9 ayında ortalama 29 ay oldu.

Ağustos 2018’de yabancıların yoğun tahvil satışları nedeniyle 2 yıllık gösterge tahvil faizi %25’i aştı. Ekim’de ise gösterge tahvil faizi %28’e dayandı. Hazine yönetimi 9 Kasım 2018’de duyuru yayımlayarak daha önce planlanan 7 ve 10 yıl vadeli tahvil ihalelerini iptal etti. Bu iptalden sonra şimdiye kadar hiç 10 yıl vadeli sabit faizli tahvil çıkarılmadı.

Hazine’nin ilk kez 2010 yılında çıkardığı 10 yıl vadeli sabit faizli tahviller Temmuz 2018’den beri satılmıyor. 5 yıl vadeli sabit faizli tahviller ise 12 ay sonra ilk kez Kasım 2019’da satışa sunuldu. Kasım ayında borçlanma ihtiyacının yüksek olması ve gösterge tahvil faizlerinin gerilemesi 5 yıllık sabit faizli tahvilin tekrar çıkarılmasında etkili.

Hazine bu adımlarını yüksek faizli borçlanmayı uzun vadeye yaymamak ve gelecek yıllarda yüksek faiz ödememek için gerçekleştirdi. Beklentileri faizlerin gerilemesiydi ve düşük faizle vadeyi daha uygun maliyetle uzatabileceklerdi. Faizlerin gerilemesi sağlandı ancak vadenin bu kadar kısalması önemli sorunlara neden oldu. 2020’de yapılacak toplam iç borçlanma, ödenmesi(çevrilmesi) gereken iç borca nakit açığı da eklenince 300 milyara ulaştı. Geçmiş birkaç yıla bakılırsa bu miktarın ne kadar çok olduğu daha iyi anlaşılabilir.

2014: 127,9 milyar

2015: 90,4 milyar

2016: 91,1 milyar

2017: 126,3 milyar

2018: 121,1 milyar

2019(tahmin): 193,6 milyar

2020(program): 299,6 milyar

Hazine yönetiminin vadeyi kısaltma tercihi ve bütçe açığının artarak devam etmesi 2020 yılında Hazine’nin çok sık ve yüklü miktarda borçlanma ihalelerine çıkmasına neden olacak. Yakın zamanda açıklanan programa göre Hazine 2020’de her ay ortalama 25 milyar liralık iç borçlanma gerçekleştirecek. Bu durum hem Hazine’yi, hem de Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyecek. Bankalar yoğun şekilde Hazine’yi finanse edeceğinden, kredi hacmini artırmaları zorlaşacak; yoğun borçlanma ihtiyacı tahvil ve piyasa faizleri üzerinde yükseltici etki oluşturacak.

“Hazine’deki İlke Değişimleri ve Yoğun Borçlanma Takvimi” için bir yanıt

  1. Para basılacaktır muhtemelen. Bu kadar borcu iç piyasa nasıl versin. Diğer yandan %2.5-3 büyüme beklentisi mümkün mü bu kdr para çekince / faizler artınca ?
    Mehmet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir