Genç İşsizlik ve Artan Üniversite Kontenjanları

Türkiye gibi gelişmekte olan ve genç nüfusu yüksek ülkelerde en önemli ekonomik sorunlardan biri işsizlik. İşsizliğin azaltılması tüm dünya ülkelerinin temel hedefleri arasında. İşsizlik azalmadıktan sonra ülkenin yüksek oranda büyümesinin, bütçe fazlası vermenin, cari fazla vermenin pek fazla önemi yok.

Ekonomide pek çok işsizlik türü tanımlanır ve bu işsizlik türleri açıklanır. Açık, gizli, friksiyonel, yapısal, dönemsel, teknolojik işsizlik… Ayrıca işsizlerin özelliğine göre de sınıflandırma yapılabilir. Genel, tarım dışı, genç nüfusta, cinsiyete göre, eğitim durumuna göre işsizlik vs. Genç nüfusa sahip ülkelerde üzerinde durulması gereken işsizlik türü genç işsizlik olmalı.

Türkiye’nin son yıllarına bakıldığında genç nüfusta işsizliğin önemli ölçüde arttığını görüyoruz. Ocak ayında açıklanan Ekim 2019 dönemi Türkiye İstatistik Kurumu İstatistikleri’ne göre genç nüfusta işsizlik oranı %25,3 seviyesinde. Yüksek öğretim mezunları arasında işsizlik %13,8 düzeyinde ve genel işsizlik oranından(%13,4) yüksek. 12 yıl önceki verilere bakarsak Ekim 2007 döneminde genç işsizlik oranının %19,8 seviyesinde olduğunu görüyoruz. (2014 yılı öncesinde iş arama kriterinde referans dönemi olarak son 4 hafta yerine son 3 ayın kullanılıyordu.)

Ahmet Necdet Sezer döneminde atanan YÖK Başkanı Erdoğan Teziç’in görev süresi 2007 sonunda doldu. Yerine Abdullah Gül tarafından Yusuf Ziya Özcan atandı. Erdoğan Teziç döneminde hükümet ile YÖK arasında çok iyi ilişkiler olmadığını vurgulamak gerekiyor. Özellikle Yusuf Ziya Özcan döneminden sonra tıp, hukuk gibi alanlar başta olmak üzere pek çok lisans ve ön lisans bölümünün kontenjanları önemli ölçüde artırıldı.

Erdoğan Teziç döneminde, 2007 yılında 1 milyon 641 bir öğrenci üniversite sınavına başvururken 204 bin lisans kadrosu açılmış ve 193 bin kişi lisans kadrolarına yerleştirilmiş. Ön lisans kadrosu 208 bin; bu kadrolara sınavlı ve sınavsız yerleşen öğrenci sayısı 199 bin. Sınava başvuranların %12’si lisans, %12’si ön lisans olmak üzere %24’ü örgün yüksek öğretim kurumlarına yerleştirilmiş.

2007 yılında Türkiye’deki bazı lisans kontenjanları(devlet+vakıf);

Tıp: 4.744

Eczacılık: 950

Diş Hekimliği: 1.042

Hukuk: 4.069

Yusuf Ziya Özcan döneminde, 2009 yılında 1 milyon 350 öğrenci üniversite sınavına başvururken 316 bin lisans kadrosu açılmış ve 290 bin kişi lisans kadrolarına yerleştirilmiş. Ön lisans kadrosu 300 bin; bu kadrolara yerleşen öğrenci sayısı 238 bin. Sınava başvuranların %21’si lisans, %18’si ön lisans olmak üzere %39’u örgün yüksek öğretim kurumlarına yerleştirilmiş. Yani 2 yılda üniversite kadroları %49,5; yerleşenler %37 artmış.

Gelelim 2019 yılına. 2019 yılında 2 milyon 528 öğrenci üniversite sınavına başvururken 447 bin lisans kadrosu açılmış ve 409 bin kişi lisans kadrolarına yerleştirilmiş. Ön lisans kadrosu 376 bin; bu kadrolara sınavlı ve sınavsız yerleşen öğrenci sayısı 343 bin. Sınava başvuranların %16’sı lisans, %14’ü ön lisans olmak üzere %30’u örgün yüksek öğretim kurumlarına yerleştirilmiş. 2019 yılında kontenjanlar 2007 yılına göre %100; yerleşenler %92 artmış.

2019 yılında Türkiye’deki bazı lisans kontenjanları(devlet+vakıf) ve 2007 yılına göre artış;

Tıp: 15.050 (%217)

Eczacılık: 3.524 (%270)

Diş Hekimliği: 6.680 (%541)

Hukuk: 16.097 (%295)

Son 12 yılda örgün yüksek öğretim kontenjan sayısı %100; yerleşen sayısı %92 artmış. Lisans programlarında kontenjan sayısı %119 artarken; yerleşen sayısında artış %112. Kontenjan sayısındaki yüksek artış pek çok alan için geçerli ancak tıp, hukuk, eczacılık, diş hekimliği gibi geçmişte iş imkanı çok olan bölümlerde artış çok daha fazla(%217 ila %541 arasında). Üniversite eğitiminin kalitesindeki değişimler bir yana bu durum nitelikli eğitime sahip pek çok kişinin de işsiz kalması ile sonuçlanıyor.

Diş hekimleri artık kamu kurumlarına çok az atanıyor ve işsiz kalmamak için muayenehane açmak zorundalar. Her yıl binlerce diş hekiminin muayenehane açması ise diş hekimlerinin hasta sayısını ve gelirlerini önemli ölçüde azaltarak pek çoğunun yine işsiz kalmasına neden olacak.

Hukuk fakültesi mezunları 1 yıllık avukatlık stajı ile avukatlık yapabiliyordu. Ancak yeni düzenleme ile hukuk fakültesi mezunlarına avukat olmak için sınav şartı getiriliyor. Hukuk fakültesi mezunlarının iş alanları yakın dönemde artmasına rağmen işsizlik giderek yükseliyor. Çünkü mevcut avukat sayısı gerek kamusal(adli, idari) gerek özel iş yükünün çok üzerinde artıyor.

2013 yılı ve sonrasında eczacılık fakültesine başlayanların eczane açmasına yönelik pek çok kısıtlama getirildi. Tıp fakültesi mezunları halihazırda pek çok sorunla karşı karşıyalar yakın gelecekte bu sorunlar artarak devam edecek. Yüz binlerce eğitim fakültesi mezunu atama bekliyor; özelde çalışanlar ise asgari ücretin az üzerinde maaşla çalışmak zorunda kalabiliyor. İktisadi ve idari bilimler fakültesi mezunlarında ise işsizlik çok yüksek seviyelerde. Mühendislik fakültelerinde de aynı sorunlar mevcut. Özetle pek çok alanda üniversiteli işsizlik ve istihdam sorunu had safhada.

Ülkemizde işsizlik çok yüksek seviyelerde ve genç işsizlik %25’in üzerinde çıkmış durumda. Yüksek öğretim mezunları arasında işsizlik genel işsizlik oranının üzerinde(%13,8). Hemen her alanda üniversite mezunlarının iş bulma ve istihdam olma imkanı giderek azalıyor. Bu durumun en önemli sebepleri arasında 2007 sonrasında hızla artırılan üniversite kontenjanları geliyor. Diğer taraftan pek çok üniversiteli eğitimi ile alakasız işleri yapmak zorunda kalıyor. Ülkenin ihtiyacı olan nitelikli mezunların miktarı belirlenerek üniversite kontenjanlarının hızla azaltılması gerekiyor. Ancak siyasi iktidarda bu adımı atma yönünde bir ışık henüz yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir