Ekonomik Büyüme İçin Tüketimi ve Kredileri Artırmaya Çalışmak

Dünya ekonomilerinin büyümesi büyük ölçüde iç tüketime dayanıyor. Bu durum Türkiye için de geçerli. Türkiye İstatistik Kurumu’na göre 2018’de harcamalar yöntemiyle elde edilen gayri safi yurt içi hasılanın %56,7’si özel tüketimden; %14,8’i devletin tüketim harcamalarından kaynaklandı.

Tüketimde meydana gelen artışlar ülkelerin ekonomik büyümesini belirgin şekilde olumlu yönde etkiliyor. Tüketim artışını sağlamanın en kolay yolu ise kredi hacmini artırmaktan geçiyor. Türkiye’de kredi hacmindeki artışın fazla olması ekonomik büyümeyi artırdığı gibi dış ticaret açığını da artırıyor. Bu durum yüksek cari açıkla sonuçlanıyor.

2011’de kur etkisinden arındırılmış yıllık kredi büyümesi %35’e kadar yükselmiş; cari açık tarihi zirveye ulaşmıştı. (2011’de yıllık 74,4 milyar$) 2012’de %20’nin altına gerileyen kredi büyümesi 2013 yılında tekrar hızlanarak %25’i aşında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 31 Aralık 2013’te bir dizi önlem alarak kredi hacmindeki artışı düşürme yoluna girdi. Bankaların kredi vermesi zorlaştırıldı; kredi kartı kullanımında bazı ürünlerde taksit sınırlaması ve bazılarında ise taksit yasağı getirildi. Merkez Bankası sunumlarında kur etkisinden arındırılmış yıllık kredi büyümesi hedefleri %15 olarak gösterildi.

Kur etkisinden arındırılmış kredi büyümesi 2018 başında %20 civarındayken, Temmuz sonunda %15’in altına geldi. Brunson krizi sonrasında kredi büyümesi hızla düşerek yıl sonunda %5’in altına indi. 2018 sonunda yıl sonu TÜFE’nin %20,30; yıllık ortalama TÜFE’nin %16,33 olduğunu düşünürsek bu durum kredi hacminin reel olarak azaldığı anlamına geliyor. 27 Eylül itibariyle ticari kredilerdeki artış son 10 aydır %5’in altında; 8 aydır nominal olarak bir önceki yılın gerisinde olan tüketici kredileri son 1 ayda artıya geçebilmiş durumda. 

Son 3 çeyrektir yıllık bazda küçülen ekonomiyi büyütmek isteyen ekonomi yönetimi tüketimi ve kredi hacmini artırmak istiyor. Bunun için bir dizi adım atıldı ve atılmaya da devam edilecek gibi görünüyor.

1)Kamu bankaları var gücüyle kredi vermeye ve kredi faizlerini düşük tutmaya çalışıyor. Bu çerçevede önce kamu bankaları konut kredisi faizlerini düşürüldü. Daha sonra yerli taşıt alımında kredi faizleri indirildi. Yakın dönemde yeni istihdam saylayan KOBİ’lere düşük faizli ticari kredi imkanı sunuldu. İhtiyaç kredilerinde de bazı indirimler gerçekleştirildi.

Kamu Bankaları attığı adımlar sonrasında kredi büyümesinin tamamını kendileri karşılamış oldu. 44. Haftada toplam Türk Lirası kredilerin son 1 yıllık değişimine bakarsak kamu bankalarının kredilerini büyük ölçüde artırdığını, diğer bankaların ise toplam kredilerinin azaldığını görüyoruz. Son 1 yılda TL kredilerde nominal büyüme hala enflasyonun altında(%7,5) yani reel büyüme henüz yok.

2018(toplam): 1 trilyon 461 milyar            2019(toplam): 1 trilyon 571 milyar

2018(kamu): 589 milyar                                2019(kamu): 719 milyar

2018(diğerleri):872 milyar                           2019(diğerleri):852 milyar

2)Merkez Bankası 19 Ağustos’ta aldığı karar ile Türk Lirası zorunlu karşılık oranlarını kredi büyümesine göre düzenledi. Buna göre TL kredilerde %10-%20 kredi büyümesi sağlayamayan bankalara TL zorunlu karşılık oranı %7 uygulanırken; kredi büyümesi hedefini sağlayan bankalara oran sadece %2 olacak.

Hedeflenen kredi büyümesini yakalayamayan bankaların zorunlu karşılıklar için aldığı faizde de değişikliğe gidildi. Güncel durumda %10 ila %20 arasında kredi büyümesi sağlayan bankalar zorunlu karşılıklar için %10 nema alacakken hedefi yakalayamayanlar faiz geliri elde edemeyecek.

3) Merkez Bankası’nın kredi büyümesine göre zorunlu karşılık oranlarını düzenlemesine ilave olarak Türk Lirası için ağırlıklı ortalama zorunlu karşılık oranının %4,8 ile tarihi düşük seviyede olduğunu görüyoruz. 1,5 yıl önce TL için ağırlıklı ortalama zorunlu karşılık oranı %10 seviyesindeydi. 

4)Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 31 Aralık 2013’te pek çok tüketim ürünü için aldığı taksit sınırlaması ve taksit yasağını peyderpey kaldırdı. 28.03.2019’da kuyumculukta taksit yasağı kaldırılarak taksit sayısı 4’e çıkarıldı. 12.06.2019’da mobilya, elektronik, televizyon, konaklama, havayolu taşımacılığı ve kurumsal kredi kartlarında taksit sınırı artırıldı. 25.10.2019’da kuyumculukta taksit sınırı 8’e çıkarıldı.

Ekonomi yönetimi 2020 yılında tüketimi ve kredileri artırarak büyümeyi artırabilir mi? Zor. Son 1 yıldaki TL kredilerdeki değişime bakıldığında kamu bankaları dışındaki sektörün %10’luk kredi büyümesini sağlaması pek mümkün görünmüyor. Verilen kredilerde artış bir yana azalış mevcut. Diğer taraftan Hazine programına göre 2020 yılında 186,5 milyarlık iç borç anapara ödemesi yapılacak; 299,6 milyar iç borç alınacak.(İlave 113 milyar lira) Bankacılık sisteminin elinde Eylül sonu itibariyle 397 milyar değerinde devlet tahvili olduğunu; bu rakamın Eylül 2018’de 313 milyar; Eylül 2017’de 248 milyar olduğunu belirtelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir