Bütçenin Üzerinde Durulması Gerekenler

Bir ülkenin bütçe verilerini değerlendirirken bakılması gereken en önemli nokta hiç şüphesiz denk olup olmadığı. Denk bütçe verilmesi gelir ve gider yönetiminin en uygun şekilde sağlandığını gösteriyor. Ekonominin seyrine göre açık ya da fazla hedeflemesi yapılabilir. Ancak sıklıkla gördüğümüz ülke bütçelerinin belirli bir oranda ya da miktarda açık hedeflemesi yapması. Örneğin Maastricht Kriterleri’ne göre bütçe açığı ülke gayri safi yurt içi hasılası(GSYH)’nın %3’ünü geçmemeli.

Bütçede fazla ve açık verilmesinin de ötesinde üzerinde durulması gereken konu faiz dışı fazla verilip verilmediği. Özellikle yüksek enflasyona ve faiz ödemelerine sahip ülkeler için bu terim çok önemli. Faiz dışı fazla verilmesi bütçenin faiz dışı giderlerini kendi gelirleriyle karşılaması ve faiz ödemelerinin bir kısmını da kendi gelirleriyle yapması anlamına geliyor.

Hatırlanırsa 2001 krizi sonrasında Uluslararası Para Fonu(IMF) Türkiye’ye GSYH’nın %6,5’i oranında faiz dışı fazla vermesi hedefini koymuştu. Yani faiz ödemeleri bir kenarda tutulursa bütçe gelirleri faiz dışı giderleri ödedikten sonra bu kadar fazla vermeliydi. 2001 yılında faiz ödemelerinin GSYH’ya oranı %16,7’ye kadar yükselmişti. Faizlerin gerilemesi, istikrarlı şekilde faiz dışı fazla verilmesi ve bütçe açığının azaltılması sonucunda 2006’da faiz ödemelerinin GSYH’ya oranı %5,8’e düştü. 2017’de GSYH’ya oranı tarihi düşük seviyeye(%1,8) inen faiz ödemeleri 2018’den sonra artışa başladı.

Faiz dışı fazladan sonra bakılması gerekenler ise vergi gelirlerindeki artış ve faiz dışı giderlerdeki artış. Bütçeye gelir sağlayan 10’un üzerinde vergi dışı kalem mevcut. Bunlardan bazıları;

-Faiz geliri

-Özelleştirme geliri

-Temettü geliri

-TCMB’den kar transferi, yedek akçe

-Taşınmaz satışı

-TMSF’den aktarımlar

-Bedelli askerlik geliri

-İmar affı gelirleri

-Düzenleyici, denetleyici kurum gelirleri vs.

Bu gelirler aylık ve yıllık bazda çok dalgalı seyir gösterebildiğinden bütçe gelirleri açısından vergi gelirlerindeki artış önemli. Benzer şekilde faiz giderleri aylık bazda belirgin şekilde değiştiğinden faiz dışı giderlerdeki artışa dikkat etmek gerekiyor. (Bazı aylarda faiz ödemesi 2 milyara kadar inerken, bazı aylarda 20 milyara kadar çıkabiliyor.)

Bütçede vergi gelirlerindeki artış faiz dışı giderlerdeki artıştan fazla ise bütçenin sağlıklı olduğunu düşünebiliriz. Geçmişte ekonomik büyümenin yüksek, ekonominin canlı olduğu yıllarda vergi gelirlerinin faiz dışı giderlerden daha fazla arttığını görüyoruz.(2010, 2011, 2013, 2015, 2017) Küçülme olan ve ekonominin istenilen ölçüde büyümediği yıllarda ise bu durum tam tersine dönüyor. Örneğin küresel ekonomik kriz yaşanan 2009 yılında faiz dışı giderler %21,4 artarken; vergi gelirleri sadece %2,6 artmış. Bu yılda tüketici enflasyonunun %6,53 olduğunu düşünürsek vergi gelirlerinin reel olarak azaldığını söyleyebiliriz.

Ülkemizde toplanan vergilerin yaklaşık 3’te 2’si dolaylı vergilerden oluşuyor. Dolaylı vergiler; gelir ve kazançtan alınmayan dolaylı yollarla tahsil edilen vergiler. Örneğin; dahilde alınan KDV, ithalden alınan KDV, özel tüketim vergisi(ÖTV), banka ve sigorta muameleleri vergisi(BSMV). Doğrudan vergiler ise gelir ve kazançtan alınan vergiler. Kurumlar vergisi ve gelir vergisi en bilinen doğrudan vergi örnekleri. Toplanan vergilerin büyük kısmının dolaylı olması ve hemen her üründen KDV alınması nedeniyle vergi gelirleri açısından ise bize en sağlıklı bilgi veren dahilde toplanan KDV oluyor.

İlk 10 aylık bütçe gerçekleşmesine bakacak olursak bütçenin 100,7 milyar lira açık verdiğini görüyoruz. Faiz dışı açık 12,4 milyar lira. Yani bütçe gelirleri ile faiz dışı tüm harcamaları karşılayamadığımız gibi 12,4 milyarlık ek borçlanma yapmak zorunda kalmışız. Faiz giderleri ise ilk 10 ayda 88,3 milyar liraya ulaşmış. Uzun yıllar sonra ilk kez 2019 yılını faiz dışı açık vererek tamamlayacağız gibi görünüyor. Faiz dışı fazlanın 2018’de 1,3 milyar; 2017’de 8,9 milyar; 2016’da 20,9 milyar; 2015’te 29,4 milyar; 2009 krizinde ise 0,9 milyar olduğunu vurgulayalım.

İlk 10 ayda vergi gelirlerindeki artış %6,3; faiz dışı giderlerdeki artış ise %20,6 olmuş. 2009 krizindeki artışlar sırasıyla %2,6 ve %21,4 olmuştu. Yani 2019’da bütçe 2009 krizinden kısmen daha iyi. 2019’un ilk 10 ayında dahilde alınan KDV %9,4 azalmış; ithalden alınan KDV sadece %0,3 artabilmiş. 2009 krizinde ise dahilde alınan KDV’nin %24,1 arttığını; ithalden alınan KDV’nin ise %12,8 azaldığını görüyoruz. Hatırlanırsa 2009 krizinde ihracat ve ithalat miktarları hızla gerilemişti.

Özetle 2019 yılı kamu maliyesi açısından olumsuz geçiyor. Henüz vergi gelirlerinde istenilen ölçüde toparlanma sağlanabilmiş değil. Bu durum uzun yıllar sonra faiz dışı açık verilmesine yol açıyor. Faiz dışı açık verilmesi ise hazinenin çok fazla miktarda borçlanması ile sonuçlanıyor.

“Bütçenin Üzerinde Durulması Gerekenler” için 3 yanıt

  1. Ellerinize sağlık. Çok güzel ve açıklayıcı bir yazı. “2017 de tarihi düşük seviye” demişsiniz. Sanırım 2007 olacaktı bilginiz olsun. Tekrar teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir