Bütçe Açığının Büyümeye Katkısı

Bir ülkenin bütçe sonuçları açıklandığı zaman baktığımız en önemli nokta bütçenin denk olup olmadığı. Sonrasında ise fazla ya da açık verilmesine, bunun miktarına ve gayri safi yurt içi hasılaya(GSYH) oranına bakıyoruz. Açık ya da fazla verilmesinin ülke ekonomisi için pek çok olumlu ya da olumsuz sonucu var. Genel kanaatin aksine açık vermenin olumlu, fazla vermenin ise olumsuz yönleri olabiliyor.

Bütçe açığı vermenin olumsuzlukları ekonomiyle ilgilenen ya da ilgilenmeyen pek çok kişi tarafından biliniyor. Borç yükünün artması orta-uzun vadede faiz ödemelerini artırıyor; borçlanma ihtiyacının artması borçlanma maliyetleri üzerinde yükseltici etki yapıyor. Kamu tüketimini artırarak bütçe açığı vermenin olumlu yanı ise büyümeye katkı sağlaması.

Türkiye ekonomisi 2018 yılında %2,8 büyürken 2019 yılında çok küçük büyüme ile yılı kapatması bekleniyor. 2017 sonunda 876 milyar olan toplam borç stoku 2018’de %22 artarak 1 trilyon 67 milyar liraya; 2019’da ise %24 artarak 1 trilyon 328 milyar liraya yükseldi. 2018’deki yüksek artışta kur şoku nedeniyle döviz cinsi borçların TL karşılığının artmasının; 2019’daki artışta ise yüklü net iç borçlanma yapılmasının büyük etkisi olduğunu vurgulamakta fayda var.

2018 yılında faiz ödemeleri %30 artarak 56,7 milyardan 73,9 milyara yükseldi; 2019 yılında ise %35 artarak 73,9 milyardan 99,9 milyara çıktı. Bu durum da faiz yükünün artması ve toplam borç stokunun yükselmesiyle ilişkili.

Bütçe açıklarının harcamaların artırılması nedeniyle gerçekleşmesi durumunda ekonomik büyümeye katkı sunuyor. Bütçe 2019 yılını 123,7 milyar lira açık vererek kapattı. Bütçe açığı geçen yıl 78,3 milyar olmuştu. Açığın bu kadar fazla olmasının nedeni 2019 yılında bütçe giderleri %20,3 artarken; bütçe gelirlerinin %15,5 artması.

2019 bütçesinde giderler 960,9 milyar hedeflenirken 999,5 milyar ile sonuçlanmış. Bütçe gelirleri ise 880,3 milyar lira hedeflenirken 875,8 milyarda kalmış. Yani bütçe açığının artmasının asıl nedeni harcamaların artması. Gelirlerin ayrıntısına bakıldığında vergi gelirlerinin sadece %8,3 arttığını, vergi dışı diğer gelirlerin ise %62,8 artarak 107,5 milyardan 175 milyara yükseldiğini görüyoruz. Bu durum sürdürülebilirliğin güç olması bakımından önemli.

Vergi dışı diğer gelirlerin %62,8 artmasının en önemli nedeni 2018 yılında Merkez Bankasının 56,2 milyar kar elde edip bu karın önemli kısmını Ocak 2019’da Hazine’ye aktarması ve 40,7 milyarlık yedek akçesini Temmuz-Ağustos aylarında Hazine’ye devretmesi. 2019’da, biriken yedek akçenin büyük kısmı alındığından bu yıl küçük miktarda devredilebilecek.

Ekonominin küçüldüğü yıllarda ülkelerin bütçe açığı artıyor. Diğer taraftan ilave harcamalar yapılarak küçülmenin şiddeti azaltılabiliyor. Örneğin ekonominin yıllık bazda %2,3 küçüldüğü 2019’un ilk çeyreğinde kamu harcamalarının %6,6 artması küçülmeyi 1 puan azaltmış. Yıllık bazda %0,9 büyüme yaşanan 2019’un 3. çeyreğinde kamu tüketimi %7,0 artmasaydı büyüme %0 olacaktı. 2019’un ilk çeyreğinde TCMB karının; 3. çeyreğinde ise TCMB yedek akçesinin harcanması ekonomik büyümeyi artırıcı rol oynadı.

2020 bütçesinde bütçe gelirlerinin %9 artarak 875,8 milyardan 956,6 milyara çıkması hedefleniyor. Bütçe giderlerinin ise %9,5 artarak 999,5 milyar liradan 1 trilyon 95,5 milyara yükselmesi bekleniyor. Yani aslında bütçeyi hazırlayanlar da 2020’de kamu tüketiminin büyümeye yeterince katkı sağlayabileceğini düşünmüyorlar. Bu yıl 2019’da olduğu gibi(78,2 milyar) TCMB’den yüklü kar ve yedek akçe transferi olmaması bu beklentiyi doğruluyor.

Bugün Merkez Bankası’nda yapılan olağanüstü genel kurul ile 35,2 milyar liralık kar ve 5,3 milyar liralık yedek akçenin hissedarlara(çok büyük kısmı Hazine’ye) dağıtılması kararlaştırıldı. Yaklaşık 4 milyar lira ise Mart’ta Hazine’ye aktarılacak. Yani 2020’de geçen yıla göre TCMB kaynaklı önemli miktarda vergi dışı gelir kaybı olacak. Ayrıca 2019’da elde edilen bir defaya mahsus gelirler(imar barışı gibi) de şimdilik yok. Yani 2020’de Hazine, hedeflerin ötesinde net borçlanma yapmazsa kamu tüketiminin büyümeye olumlu katkısı pek olmayacak.

Kamu harcamalarını yükseltip bütçe açıklarını artırarak küçülmeyi azaltmak; büyümeyi ise artırmak mümkün. Ancak bu durumun uzun soluklu devam etmesine imkan yok. 2009 krizinde olduğu gibi ekonominin aniden küçülüp, kısa sürede benzer şekilde büyüdüğü(V) durumlarda bu yola başvurmak mantıklı. Ancak ekonomide canlanmanın uzun sürdüğü(L) ekonomik büyüme modelinde bütçe harcamalarını artırarak büyümeye devam etmek pek mümkün görünmüyor. 2020 yılı bütçe dengelerinin büyümeye etkisini gözlemlemek için önemli bir yıl olacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir