Bir Ekonomideki En Büyük Başarı İşsizliğin Azaltılmasıdır

Ekonomi ile az çok ilgilenenler pek çok kavramla meşgul olup bu kavramların bir kısmını düzenli olarak takip ediyor. Özellikle ekonominin iyi durumda olup olmadığını; ekonomi yönetiminin başarılı olup olmadığını değerlendirmek için üzerinde durulması gereken en önemli konu işsizlik olmalı.

Ekonomiyle ilgili kitaplarda pek çok işsizlik türü tanımlanır ve bu işsizlik türleri açıklanır. Açık, gizli, friksiyonel, yapısal, dönemsel, teknolojik işsizlik vs. Ayrıca işsizlerin özelliğine göre de sınıflandırma yapılabilir. Genel, tarım dışı, genç nüfusta, cinsiyete göre, eğitim durumuna göre işsizlik vs.

Genel işsizlik açısından ülkeleri ve dönemleri kıyaslamak için bakılması gereken veri mevsimsellikten arındırılmış işsizlik olmalı. Özellikle Türkiye gibi mevsim değişimlerinin ekonomik faaliyetleri önemli ölçüde etkilediği ve tarımsal kesimde çalışan sayısının çok yüksek olduğu ülkelerde mevsimsellikten arındırılmamış verilere mümkünse hiç bakılmamalı.

Türkiye’de işsizlik verilerini her ay Türkiye İstatistik Kurumu(TUİK) ve İŞKUR açıklıyor. TUİK verileri 3’er aylık dönemlerin ortalamasını ve genel işsizliği gösterirken; İŞKUR verileri kayıtlı işsiz sayılarını aylık dönemlerde açıklıyor. Öncelikli olarak takip edilmesi gereken veri TUİK’in açıkladığı mevsimsellikten arındırılmış işsizlik.

TUİK’e göre referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan kişilerden iş aramak için son 4 hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve 2 hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan 15 ve daha yukarı yaştaki fertler işsiz olarak kabul ediliyor. Yani son 4 hafta içinde iş arama kanallarından birini kullanmadıysak işsiz olsak dahi işsiz kabul edilmiyoruz. 2014 yılı öncesinde iş arama kriterinde referans dönemi olarak son 4 hafta yerine son 3 ay  kullanılmaktaydı. 2014’te yapılan değişiklikle işsiz tanımı daraltılarak işsizlik sayısı ve işsizlik oranı bir miktar aşağı çekildi.

İşsizlik verilerinde dikkate alınan kesim 15 yaş ve üzeri nüfus. 15 yaşın altı çocuk işçi kabul edildiğinden istatistiklerde yer almıyor. 15 yaş üzeri nüfusun ise bir kısmı iş gücü kabul edilirken; bir kısmı iş gücüne dahil edilmiyor. İş gücüne dahil edilmeyenler;

1)İş bulma ümidi olmayanlar

2)Mevsimlik çalışıp istatistik döneminde çalışmayanlar

3)Ev işleriyle meşgul olanlar(ev hanımları gibi)

4)Eğitim, öğretim faaliyetindekiler

5)Emekliler

6)Engelliler

TUİK’e göre Haziran-Temmuz-Ağustos döneminde, bu 6 kesimden olmayıp, son 4 hafta içinde iş arama kanallarından birine başvurup işsiz olan kişi sayısı 4 milyon 677 bin.(Mevsimsellikten arındırılmış) İşsizlik oranı ise %14,3 ile tarihi zirvede bulunuyor. Tam 1 yıl öncesinde işsiz sayısı 3 milyon 595 bin; işsizlik oranı %11,1 seviyesindeydi. Mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı Mart 2018’den beri aralıksız olarak(17 aydır) artıyor.

Avrupa Birliği’nin resmi istatistik sitesi Eurostat’a göre Eylül ayında AB’de mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı %6,3. Euro Bölgesi’nde ise %7,5. İşsizlik oranı Türkiye’den yüksek olan %16,9’luk işsizlilk oranı ile Yunanistan var. ABD’de işsizlik %3,5 seviyesinde. Dünya genelinde gayri safi yurt içi hasılası 200 milyar doların üzerinde olup genel işsizlik oranı Türkiye’den yüksek olan sadece 4 ülke var. Bunlar; Güney Afrika, Nijerya, Yunanistan ve Irak.

Kısacası ekonomide en önemli gösterge olan işsizlik oranında dünyanın en kötü ülkeleri arasındayız. Üzerinde durulması gereken en önemli konu işsizliğin düşürülmesi olmalı. İşsiz sayısı azalıp işsizlik oranı düşmedikçe cari fazla verilmesinin, faizlerin gerilemesinin, TL’nin değer kazanmasının, bütçenin fazla vermesinin pek de kıymeti yok. Ülkede işsizlik yüksek seviyelerde kalırsa;

-Ekonomik büyümenin en büyük bileşeni olan iç tüketim yeterince artırılamaz

-Tüketim artırılamadığından üretim cazibesini kaybeder

-Tüketici güveni düşük seviyelerde kalır.(Tüketici güven endeksi 15 aydır bir önceki yılın gerisinde)

-Sosyal güvenlik açıkları artar, dolayısıyla bütçe açıkları artar.

-Ekonomi içinden çıkılması zor bir döngüye girer.

-Ülkede sosyal sorunlar baş göstermeye başlar.

Başlığımıza tekrar dönecek olursak bir ekonomideki en büyük başarı işsizliğin azaltılmasıdır; en büyük başarısızlıksa işsizliğin artmasıdır. İnsanlar işsiz olduktan sonra genç ve eğitimli bir nüfusa sahip olmanın, ekonomideki makro göstergelerin olumlu olmasının önemi yoktur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir