Asgari Ücreti Asgariye İndirmek

Her yılın sonunda işverenler, çalışan temsilcileri ve hükümet yetkilileri arasında asgari ücret pazarlığına şahit oluyoruz. Yılbaşından itibaren ülkede geçerli olacak asgari ücretin ne kadar olacağı hususu milyonlarca kişiyi ilgilendiren bir konu. Peki bu ücretin miktarına odaklanmak ne kadar doğru?

Gelişmiş bir ülkede yaşıyorsanız ve istihdam olanakları yeterli ise asgari ücretin pek fazla önemi yok. Çünkü asgari ücretle çalışan sayısı gelişmiş ülkelerde çok az. Örneğin Disk Raporu’na göre AB istatistik kurumu Eurostat’tan elde edilen verilere göre asgari ücretle çalışanların tüm çalışanlara oranı Belçika’da %0,4; İspanya’da %1; Hollanda’da %3, İngiltere’de %5 seviyesinde.

Avusturya, Danimarka, Finlandiya, İsveç, Norveç, İtalya, İsviçre gibi ülkelerde yasal olarak belirlenen bir asgari ücret yok. Bu ülkelerde asgari ücret sektörel veya ulusal çaptaki toplu iş sözleşmeleri ile belirleniyor. Bazı ülkelerde (örneğin Almanya) asgari ücret sonradan belirlenmeye başladı.

Asgari ücretler saatlik ya da aylık olarak belirlenebiliyor. Ayrıca Çin, ABD, Endonezya örneklerinde olduğu gibi eyalet, bölge bazında farklı uygulamalar da görüyoruz. Geçmişte işverenler tarafından Türkiye’de de bölgesel asgari ücret uygulanması istendi ancak uygulanmaya konulmadı.

Türkiye’de Eylül 2019 itibariyle 4a’lı çalışan sayısı 14,4 milyon; 4b’li çalışan sayısı 2,8 milyon; kamu çalışanı ise 3 milyon. 14,4 milyon 4a’lı çalışanın ne kadarının resmiyette asgari ücret kazandığı biliniyor ancak ne kadar çalışanın gerçekten asgari ücret aldığını tespit etmek zor. Çünkü uygulamada asgari ücretliler 3’e ayrılıyor.

1)Resmiyette ve gerçekte asgari ücret alanlar

2)Resmiyette asgari ücretli görünüp asgari ücretten daha fazla kazananlar

3)Resmiyette asgari ücretli görünüp asgari ücretten daha az kazananlar (Banka hesabına yatan asgari ücretin bir kısmını işveren elden geri istiyor)

Disk Asgari Ücret Gerçeği 2019 Raporu’na göre Türkiye’de asgari ücretle çalışanların toplam çalışanlara oranı %43 düzeyinde ve bu oran en yakın AB ülkesinin 2 katından fazla. Asgari ücret alanların oranının geçmişte çok daha az olduğu günümüzde ise çok daha fazla olduğu pek çok kişi tarafından dile getiriliyor. Acaba gerçekten asgari ücretlilerin oranında artış olmuş mu?

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nden Gürdal Aslan’ın “Türkiye’de asgari ücretli çalışan sayısı ve ücret seviyelerinin değişimi” isimli makalesine göre toplam tam zamanlı ücretli çalışanlar arasında asgari ücret alanların oranı 2003’te %9,1 iken 2017’de %21,6’ye yükselmiş; asgari ücret seviyesinden az ücret alanların oranı %16,4’ten %12,4’e gerilemiş; asgari ücretten fazla ücret alanların oranı %74,4’ten %66,1’e inmiş.

Günlük hayatta pek çok eğitimli kişiye asgari ücret teklif edildiğini, asgari ücret veren bazı işletmelerin bankaya yatan ücretin bir kısmın elden talep ettiğini görüyoruz, duyuyoruz. Asgari ücretin üzerinde gelir elde eden pek çok çalışanın sigorta priminin asgari ücret seviyesinden yatırıldığı ve ek ücretlerinin resmi ücrete yansıtılmadığı da bilinen bir gerçek.

Ülkemizde ortalama ücret giderek asgari ücrete yaklaşıyor; aradaki fark kapanıyor. Disk Asgari Ücret Raporu 2020’ye göre ortalama ferdi ücretin asgari ücrete oranı 2018’de 1,56’ya kadar gerilemiş durumda. Bu oran 2007 yılında 2,13 seviyesindeymiş. Yani çalışanların ortalama ücretleri giderek asgari ücret halini alıyor.

Eurostat verilerine göre 2019’un 2. çeyreğinde en yüksek asgari ücret 2.071 Euro ile Lüksemburg’da; en düşük ücret ise 286 Euro ile Bulgaristan’da. Aynı dönemde Türkiye’de brüt asgari ücret 422 Euro. Bu ücret ile AB üyesi ülkelerden sadece Bulgaristan’ı geride bırakıyoruz. Ücreti bize en yakın diğer ülkeler; Letonya (430 Euro), Romanya (446 Euro) ve Macaristan (464).

Güncel brüt asgari ücret ise 2.558 lira(~400 Euro). 2003 başında Türkiye’de 176 Euro olan brüt asgari ücretin Euro bölgesi enflasyonu(%~32) ile düzeltilmiş halinin halihazırda 232 Euro olduğunu hesaplıyoruz. Yani son 17 yılda Euro bazında asgari ücrette önemli miktarda reel artış olduğunu söyleyebiliriz.

Türk Lirası olarak değerlendirirsek 2003 başında net asgari ücretin 226 lira olduğunu görüyoruz. Asgari ücrete her yıl genellikle resmi tüketici enflasyonunun az miktar üzerinde zam yapıldı. Bazı yıllarda ise yapılan artışlar resmi enflasyonun çok üzerinde gerçekleştirildi. 2019 başında asgari ücret, asgari geçim indirimi haricinde ~1830 lira. (2003’te bu uygulama yerine KDV iadesi vardı) 2003 başındaki 100 liranın tüketici enflasyonu ile düzeltilmiş hali Kasım 2019’da 484 lira. Yani TL bazında da son 17 yılda asgari ücrette önemli miktarda reel artış olduğunu söyleyebiliriz.

Son 17 yılda net asgari ücretin resmi tüketici enflasyonuna göre reel olarak artması herkesçe bilinen bir gerçek. Ancak ortalama bir vatandaşın enflasyon sepetindeki ağırlıkların asgari ücretli birinin enflasyon sepeti ile aynı olmadığını da unutmamak lazım. Diğer taraftan bu dönemde asgari ücretle çalışan kişi sayısının arttığını ve ortalama ücretlerin giderek asgari ücrete yaklaştığını vurgulamakta fayda var. Önemli olan asgari ücretin artırılmasının ötesinde asgari ücretle çalışan kişi sayısının asgariye indirilmesi olmalı. Bunun yolu da istikrarlı ekonomik büyümeden ve istihdam olanaklarının artırılmasından geçiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir