IMF Tanımlı Bütçe Dengeleri Alarm Veriyor

Ekonomik göstergeler arasında en önemli olanlardan biri hiç şüphesiz bütçe dengesi. Ülkeler bütçe gelirlerini ve giderlerini yöneterek ekonomik refahı ve büyümeyi sağlamaya çalışıyor. Bir ülkenin bütçesini değerlendirirken bakılması gereken en önemli nokta denk olup olmadığı. Denk bütçe verilmesi gelir ve gider yönetiminin en uygun şekilde sağlandığını gösteriyor.

IMF(program) tanımlı bütçe kavramında vergi dışı ve bir defaya mahsus gelirler bütçe gelirlerine dahil edilmiyor. Bu gelirler kalıcı olmadığı için dikkate alınmaması bütçeyi değerlendirirken daha sağlıklı yorumlar yapmaya imkan tanıyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı her ayın sonunda yayımladığı Kamu Borç Yönetim Raporu’nda program tanımlı bütçe dengelerini açıklıyor. Faiz ödemeleri dönemsel farklılıklar gösterebildiğinden IMF tanımlı faiz dışı bütçe dengesini değerlendirmek en sağlıklı olanı.

Son 18 yılın IMF tanımlı faiz dışı dengesi(milyar lira);

2003: +17,5 milyar

2004: +21,9 milyar

2005: +24,0 milyar

2006: +35,7 milyar

2007: +21,6 milyar

2008: +17,7 milyar

2009: -15,0 milyar

2010: -5,3 milyar

2011: +16,1 milyar

2012: +4,5 milyar

2013: +14,3 milyar

2014: +8,5 milyar

2015: +9,0 milyar

2016: -13,6 milyar

2017: -14,6 milyar

2018: -46,3 milyar

2019: -128,0 milyar

2019 Ocak-Kasım: -98,9 milyar

2020 Ocak-Kasım: -84,4 milyar

Dikkat edilirse küresel krizin yaşandığı 2009 ve takip eden 2010 yılı hariç 2003-2015 arası dönemde hep program tanımlı faiz dışı fazla verilmiş. 2019 yılında ise rekor düzeyde(128 milyar) program tanımlı faiz dışı açık var. 2018 yılında verilen program tanımlı faiz dışı açığın GSYH’ya oranı %1,2; 2019 yılında verilen faiz dışı açığın GSYH’ya oranı %3 seviyesinde. 2019 yılında IMF tanımlı nakit açığı 99,9 milyarlık faiz ödemesini de eklersek 228 milyar lira civarında.(GSYH’ya oran %5,2)

Aralık ayının IMF tanımlı faiz dışı dengesi açıklanmamakla birlikte 2020 yılının Aralık ayında verilen faiz dışı açık 2019 yılına göre 10 milyar lira daha fazla(43,5 milyar lira). Kısacası ay sonunda açıklanacak veride IMF tanımlı faiz dışı açığın 2019 yılı civarında olduğunu göreceğiz. 2020 yılında 120 milyarın üzerinde faiz ödemesi yapıldığını düşünürsek IMF tanımlı nakit açığı da çok daha yüksek seviyede olacak.

Başta da ifade ettiğimiz gibi IMF tanımlı bütçe dengelerinde bir defalık, vergi dışı gelirler dikkate alınmıyor. Çünkü bu gelirler sürekli değil ve sonraki yıllarda olmayabilir. Son 2 yıldır bu alandaki en büyük gelir kaynağı Merkez Bankası’ndan Hazine’ye gelir kaydedilen TCMB karı ve yedek akçesi. Bu 2 kalemden 2018’de 12,3 milyar gelir elde edilirken; 2019’da 78,2 milyar; 2020’de 44,4 milyar katkı sağlandı. 2021’de TCMB’den analitik bilanço verilerine göre 2020’nin yarısı civarında bir gelir elde edilebilecek.

Bir diğer vergi dışı bir defalık gelir kalemi ise Hazine’nin faiz gelirleri. 2017 yılında 6,8 milyar, 2018’de 7,9 milyar, 2019’da 10,9 milyar gelir elde eden Hazine; 2020 yılının ilk 9 ayında 27,4 milyar lira faiz geliri elde etmiş durumda. Ancak bu durum TÜFE’ye endeksli tahvillerin yeniden ihracından kaynaklanıyor ve gelecekte faiz giderlerini artırabilecek nitelikte.

İktidarın ilk dönemlerinde IMF ile yaptığı anlaşmalarda en önemli konulardan birini oluşturan yüksek faiz dışı fazla verilmesi hedefi de bir kenara bırakılmış görünüyor. Bir defalık gelirler dahil edildiğinde dahi son birkaç yıldır artan miktarlarda faiz dışı açık verildiği görülüyor. Faiz dışı açık verilmesi ise ödenen faizden daha fazla borçlanmayı beraberinde getiriyor. Bu durum kamu borcunun ve faiz yükünün hızla artmasına neden oluyor.

Son 1-2 yıldır artan faiz yükü, gelirlerin istenilen düzeyde artırılamaması ve giderlerin beklenenden çok artması nedeniyle bütçe dengeleri çok olumsuz bir tablo çiziyor. 2018’in son çeyreğinde başlayan resesyon ve 2020 başında ortaya çıkan salgın bütçe açıklarının çok artmasına neden oldu. Bir defalık ve vergi dışı gelirlerin hariç tutulduğu IMF tanımlı bütçe dengeleri daha fazla bozulmuş durumda. Bakalım 2021 yılında bu kötü gidiş geriye çevrilebilecek mi?