Ülkemizdeki Altın Sevgisi

İnsanlık dünyada var olduğu günden bu yana insanlar tasarruf yapmaya çalışmış, varlıklarını artırma hedefi gütmüştür. Paranın var olmadığı dönemlerde bu amaçla değerli eşyalar, tarım ve hayvancılık ürünleri, değerli metaller kullanılmış. Altının yüzyıllar boyunca tasarruf amacıyla biriktirilmesi insanoğlunun değişmeyen alışkanlığı olmuştur.

Altının paslanmaz oluşu, asitlere karşı dayanıklılığı, uzun yıllar boyunca çevresel etkilerden etkilenmemesi, görünümünü uzun süre koruması, kolay işlenebilir olması yüzyıllar boyunca bu madenin insanlar arasında yoğun şekilde kullanılmasını sağlamıştır. Saf altın(24 ayar, %100 saflık) yumuşak olduğundan gümüş, bakır, nikel, çinko gibi sert madenlerle birleştirilir ve saflığı düşürülür(Örn:18 ayar, %75 saflık). Ziynet eşyası olmasının yanında devletler altın ile para üretmiş, uzun yıllar boyunca altın karşılığı para basma eğilimini sürdürmüştür.

Dünyada pek çok değerli maden ve emtiada olduğu gibi altın fiyatları da ABD Doları ile belirlenmektedir. Türkiye’de altının birimi olarak gram kullanılsa da dünyada ons üzerinden hesaplamalar yapılmaktadır. Küresel fiyatlamalarda 1 ons altın 31,1 gram altına karşılık gelmektedir. Gram altının TL fiyatı ise altının ABD Doları cinsinden ons fiyatı ve dolar kuru ile ilişkili.

Türkiye gibi gelişmekte olan, yüksek enflasyona sahip, kronik cari açık veren ve parası değer kaybeden ülkelerde tasarrufları koruma, vatandaşların öncelikli hedefi. Yerel para biriminde vadesiz mevduat olarak kalınması her yıl ülkedeki enflasyon kadar birikimlerin erimesiyle sonuçlanıyor. Bu nedenle döviz/altın alımı ve vadeli hesaba TL yatırma temel yatırım seçenekleri arasında.

2008’in son çeyreğinde ABD’de başlayan finansal kriz sonrasında ABD merkez bankası Federal Reserve(Fed) gösterge faizleri tarihi düşük seviyeye indirerek yüklü miktarda parasal genişlemeye gitmiş; ABD 10 yıllık faizlerinin %2 civarına gerilemesiyle birlikte 2011 yılında altının ons fiyatı rekor kırarak 1.800 doları aşmıştı. Koronavirüs salgını sonrasında Fed’in faizleri düşürmesi ve parasal genişlemeye gitmesiyle ABD 10 yıllık faizleri %1’in altına indi ve altının ons fiyatı 2.000 doları aştı. Halihazırda ise altının ons fiyatı 1.955 dolar seviyesinde.

Türkiye’de altına yatırım çağrısını yüksek perdeden ilk kez Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptı. 2 Aralık 2016’da yaptığı konuşmada “Yastığının altında döviz olanlar gelsin; parasını altına, TL’ye dönüştürsün.” dedi. O günlerde altının ons fiyatı 1.242 dolar, gram fiyatı ise 129 liraydı. Yaklaşık 4 yıl sonra bugün altının ons fiyatı 1.955 dolar, gram fiyatı ise 466 lira. Yani o günlerde Erdoğan’ın çağrısına uyup altın alanlar TL ve USD bazında epey karlı çıktı.

Türkiye dünyada altın üretiminde çok gerilerde yer alırken altın ithalatında üst sıralarda bulunuyor. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın verilerine göre 2000 yılında altın üretimi gerçekleştirmeyen Türkiye 2019 yılında altın üretimini 30 tona çıkarmış durumda. 2020 yılında ise tarihi rekor bekleniyor. Diğer taraftan altın ithalatımız altın üretimimizin çok üzerinde. Türkiye’nin altın ithalatı 2017 yılında 316 tona çıkarak tarihi rekor kırmıştı, 2020’nin ilk 8 ayında ise ithalat 174 tona ulaşmış durumda. Ağustos ayında yapılan altın ithalatı 37 ton.

Ülkemizde yastık altı olarak ifade edilen; vatandaşların yatırım ve ziynet eşyası olarak sakladığı altın miktarı çok yüksek seviyelerde. 1996 yılından itibaren dış ticaret verilerine göre yapılan hesaplamada halihazırda yastık altında 3.000 ton civarında altın bulunuyor. Bu kadar altının güncel değeri ise 200 milyar dolara yakın. Üstelik bu hesaplamaya geçmişte var olan altınlar ve ülke içerisinde çıkarılanlar dahil değil. Merkez Bankası’nın haftalık para ve banka istatistiklerine göre kıymetli maden depo hesaplarında 33 milyar dolarlık altın, gümüş vs var. Yani ülkedeki altınların çok küçük bir kısmı bankacılık sistemi içerisinde yer alıyor.

Ülkemizde altına yatırım yapanların sayısının son yıllarda arttığını görüyoruz. Hazine daha önceki yılların aksine son birkaç yıldır yüklü miktarda altın cinsi iç borçlanma yaptı. Merkez Bankası ise altın rezervlerini artırıyor. Altının ons fiyatındaki artış ve TL’nin dolara karşı değer kaybetmesi altına olan ilgiyi daha da artıracak gibi görünüyor. Bu durum TL’ye olan güvenin azalmasından ve insanların varlıklarını koruma isteğinden kaynaklanıyor. Temennimiz enflasyonun kontrol altına alınması, cari dengeye ulaşılması, TL’nin değer kaybetmemesi ve insanlarımızın TL dışındaki yatırım araçlarına ilgi göstermemesi olmalı.