Gümrük Vergileriyle Yerli Üretimi Desteklemek

Ticaret yapmak yüzyıllardır insanoğlunun en öncelikli ekonomik faaliyetlerinden biri. Tarih boyunca ülkeler, insanlar ticaretlerini artırmaya; yeni pazarlar ve ticaret yolları bulmaya çalışmış. Son birkaç dekatta özellikle uluslararası ticaretin büyük ölçüde arttığını görüyoruz. Peki ülkemiz bu ticaretin neresinde bulunuyor ve bu konuda hangi adımları atıyor?

Cumhuriyetin ilanından itibaren, 1930-1946 yılları arası dışında, hemen her yıl Türkiye ihracatından daha çok ithalat gerçekleştirmiş. 1923-2019 yılları arasında yıllık ortalama ihracatın ithalatı karşılama oranı %76,7. Ülkemizin ihracatı ilk kez 1987 yılında 10 milyar doları aştı. Dış ticaret hacminin ülke ekonomisine oranı arttıktan sonra ihracatın ithalatı karşılama oranı düşük olan yılların sonrasında ödemeler dengesi krizleri ve kur şokları yaşandı. 1994 krizi öncesinde ihracatın ithalatı karşılama oranı %52’ye, 2001 krizi öncesinde %51’e kadar gerilemişti.

2002 yılı sonrasında yönetime gelen tek parti iktidarı döneminde dış ticaretin, bilhassa ihracatın artırılmasına büyük önem verildi. Ülkelerle dostane ilişkiler kuruldu, serbest ticaret anlaşmaları yapıldı, pek çok ülkeye doğrudan uçuş başlatıldı ve ekonomik heyetler gönderildi. Ancak kur şoku ve ekonomik kriz yaşanan yıllar dışında ihracatın ithalattan fazla artması sağlanamadı. 1923-2002 yılları arasında %78,8 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı 2003-2019 yılları arasında %66,7’ye geriledi.

Yıllık bazda en çok dış ticaret açığının 2011 yılında verildiğini görüyoruz. Bu yılda 105,9 milyar dolar dış ticaret açığı, 74,4 milyar dolar cari açık verilmiş; %8,5 oranında ekonomik büyüme gerçekleştirilmiş. Ülkemizin ekonomik büyümesi ağırlıklı olarak iç tüketime ve kredi hacminde artışa dayandığı için kriz yıllarında ithalatımız azalırken; yüksek büyüme sağlanan yıllarda dış ticaret açığımız üst seviyelere ulaşıyor. 2019 yılında gerçekleştirilen 181 milyar dolarlık ihracat ile dünyada 30. sıradayız küresel pazardan %1 pay alıyoruz. Aynı yıl gerçekleştirdiğimiz 210 milyar dolarlık ithalat ile 25. sıradayız ve pazar payımız %1,1.

Son birkaç ayda Resmi Gazete’de dış ticaret ve ithalat ile ilgili pek çok karar alındığına şahit oluyoruz. 21 Nisan’dan başlamak üzere, 11 Mayıs, 20 Mayıs ve 28 Haziran tarihlerinde Cumhurbaşkanı Kararı ile 6.000 civarındaki ürünün ithalatında ilave gümrük vergisi getirildi. İlginç olan ise bu tarihlerde alınan kararların tamamı 30.09.2020 tarihine kadar geçerli. Yani alınan kararlar uzatılmazsa 1 Ekim tarihinden itibaren, getirilen tüm ilave gümrük vergileri kaldırılmış olacak. Çıkarılan Cumhurbaşkanı Kararları ile konulan ilave vergilerin neredeyse tamamı endüstriyel ürünler için ve Türkiye Gümrük Birliği üyesi olduğundan AB üyelerini kapsamıyor.

Hükümet yetkilileri getirilen ilave gümrük vergileri için “Yerli sanayiyi destekleme var. Yerli üretime, ithale karşı vergi avantajı sağlanıyor.” gibi açıklamalar yapıyor. Peki getirilen gümrük vergileriyle yerli üretimi desteklemek mümkün mü? Bu soruya getirilen vergilerin kalıcı ya da uzun süreli olması durumunda yanıt verilebilir.  Çünkü 3-5 ay için getirilen ilave vergilerle yerli üretimi desteklemek mümkün olmaz.

Orta vadede bu vergilerin uygulanması durumunda ithal ikamesinin sağlanması, ithal edilen ürünlerin ülke içerisinde üretilmesi ancak sınırlı sayıdaki ürün için geçerli olabilir. Çünkü yurt içinde üretilmeyen, ithalatın ağırlıklı olduğu bir ürünün imalatı sermaye, yatırım, pazarlama, kar elde etme gibi pek çok şeyi gerektirir. Tüm bu adımlar atılsa bile ithalat tamamen yasak olmadığından ithal ikamesi gerçekleştirilemeyebilir. İlave gümrük vergisi de getirilse çeşitli nedenlerle(kalite, ucuzluk, marka değeri vs) ithal ürünler tercih edilebilir.

Uzun yıllardır dış ticaret açığı ve cari açık veren ülkemizin yerli üretimi desteklemek için 2020 yılını seçmesi de ilginç. Çünkü yıllıklandırılmış dış ticaret açığı 40 milyar dolar civarında. Daha önce 105, 99, 84 milyar dolar gibi çok yüksek miktarlarda dış ticaret açığı verilen yıllarda bile bu tür önlemlerin alınmaması asıl nedenin daha farklı olduğunu düşündürüyor. Her ne kadar bütçe gelirlerini artırmak için de gümrük vergilerinde artış yapıldığı iddia edilse de asıl nedenin Mart-Nisan aylarında rezerv varlıklardaki yüklü azalış olması kuvvetle muhtemel.

Sonuç olarak gümrük vergilerini kısa süre zarfında artırarak yerli üretimi desteklemek mümkün değil. Orta-uzun vadede bu adımları atarak ülke içerisindeki üretimi destekleyip ekonomik kalkınmayı sağlamak da pek mümkün görünmüyor. Çünkü gümrük vergilerini artırmak bu ürünlerin yanında bunlardan mamul pek çok ürünün de fiyatını artıracak, ihracatını zorlaştıracak. Ayrıca bu ürünleri ülke içinde üretmek de kolay değil. Diğer taraftan bu vergilerle merkezi yönetim bütçesine bir miktar katkı sağlamak; dış ticaret açığını (erken dönemde daha çok olmak üzere) orta vadede az da olsa azaltmak mümkün.