Merkez Bankası Swapları Artırmaya Devam Ediyor

Merkez Bankaları fiyat istikrarını sağlamak için uygulanan para politikalarından sorumlu kuruluşlar. Temel politika araçları piyasayı uygun maliyetle ve gerekli miktarda fonlamak. Bunun yanında sürdürülebilir ekonomik büyümeyi sağlama, döviz rezervi tutma, zorunlu karşılıklar yoluyla ekonomiyi yönlendirme, para arzının kontrolü, para basma, döviz alım-satımı, swap işlemleri, menkul varlık alımı, kamu kurumlarının döviz ihtiyacını karşılama gibi pek çok işlevleri bulunuyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) da temel amacı fiyat istikrarını sağlamak. Bu amaca yönelik pek çok adım atıyor. Ancak son yıllarda çok farklı politikalar sergilediği ve daha önce denenmemiş pek çok yola başvurduğu görülüyor. Bunların en başında ise swap işlemleri geliyor.

Swap kelimesi değiş-tokuş, takas, karşılıklı değiştirme anlamlarına geliyor. İki tarafın karşılıklı olarak bir varlığı, döviz cinsini veya faizi değiştirmesi mümkün. Merkez Bankası 2017 yılının başında piyasanın döviz ihtiyacını kısa süreli karşılamak için döviz depo ihaleleri gerçekleştirmeye başladı. Bu ihalelerle piyasaya 1 hafta vade ve belirli bir faizle dolar verip karşılığında TL alıyordu. Dolar faizi genellikle Fed politika faizi, TL faizi ise TCMB politika faizi oluyordu.

Merkez Bankası’nın 2017 başından itibaren düzenlediği döviz depo ihaleleri 31 Mart 2019 yerel seçimlerinin öncesine kadar devam etti. Hatırlanırsa yerel seçimlerden önce dış basında TCMB’nin seçim öncesi rezervlerini TL’yi desteklemek için kullandığı iddia edilmişti. Bu duruma gerekçe olarak 1 Mart 2019’da 35 milyar dolar seviyesinde olan net rezervlerin 3 hafta sonra 25,7 milyar dolara inmesini göstermişlerdi.

2019 yılı Şubat ayı sonunda Merkez Bankası’nın swap yönünden fazla pozisyonu 2,5 milyar dolar, açık pozisyonu ise 3,6 milyar dolar seviyesindeydi. Döviz depo ihaleleri ile piyasaya verilen haftalık dövizler, 31 Mart seçimleri öncesinde başlayan rezerv tartışmalarının ardından sonlandırıldı. En son yapılan ihale 22 Mart 2019’da gerçekleştirilmişti ve 1 hafta vadede verilen toplam döviz 2,5 milyar dolardı. Mart sonunda döviz depo ihaleleri ile verilen fazla pozisyon sıfırlandı, açık pozisyonlar 13 milyar dolara yükseldi.

Merkez Bankası’nın swap yoluyla aldığı döviz(açık pozisyon) Mayıs 2019’da 19,4 milyar dolara ulaştı ve yıl sonuna kadar bu seviyeyi aşmadı. Merkez Bankası cari fazla verilen 2019 yılının yaz aylarında swap ile aldığı dövizleri azaltma yoluna gitmedi. Temmuz-Ekim döneminde 11 milyar dolar cari fazla verilmesine rağmen 2019 sonunda TCMB’nin swap yükümlülüğü 18,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Koronavirüs salgını nedeniyle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden yüklü miktarda portföy yatırımı çıkışı gerçekleşiyor. Yabancılar 17 haftadır sahip oldukları tahvil ve hisse senetlerini satarak Türkiye’den çıkıyor. 2020’nin ilk 3 ayında Merkez Bankası’nın swap yükümlülüğü 18,1 milyar dolardan 29,6 milyar dolara kadar yükseldi. 17 Nisan haftasında Merkez Bankası’nın toplam net rezervinin 25,9 milyar dolar olduğunu düşünürsek swaplar haricinde net rezervin eksiye düştüğünü söyleyebiliriz.

Bazı ekonomistler Londra’daki swap kanallarının BDDK kararları sonrasında neredeyse tamamen kapanması nedeniyle bankaların TCMB ile swap yapmasını olumlu olarak değerlendiriyor. Bankalar ellerindeki dövizi TCMB’ye vererek TL alıyor ve piyasa fonlaması bilinen usule ek olarak swap yoluyla da fonlama sağlanmış oluyor. Bu durumun olumsuz yanı ise resmi olarak 2016 yılından beri piyasaya döviz satmayan Merkez Bankası’nın swap yükümlüğü 29,6 milyar dolar çıkmasına rağmen net rezervlerinin gerilemesi.

27 Aralık haftasından beri yabancıların tahvil ve hisse senedi piyasasından net çıkışı 7,9 milyar dolara ulaştı. Yakın dönemde revize edilen ödemeler dengesi istatistiklerine göre Aralık, Ocak ve Şubat aylarında verilen cari açık toplam 5,4 milyar dolar. 2019 sonunda 5,22 olan gösterge dolar kuru 28 Nisan 2020’de 7 liraya kadar yükseldi.

2019 yerel seçimlerinden önce rezerv tartışmaları sonrasında swap yoluyla rezervlerini artırma ve piyasayı fonlama yoluna giden Merkez Bankası turizm gelirlerinin yüksek olduğu ve cari fazla verilen yaz aylarında swap yükümlülüklerini azaltma yoluna gitmedi. Koronavirüs salgını ile Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden yüklü portföy çıkışı olması ve Türkiye’nin cari fazladan açığa dönmesi uluslar arası rezervlerin azalmasına neden oldu. 2016’dan beri resmi olarak piyasaya döviz satmayan Merkez Bankasının bu süreçte swap yükümlülüğü net rezervlerinin üzerine çıktı. TCMB yetkililerinin swap miktarını azaltma ve 2019 yerel seçimleri öncesindeki seviyeye getirme iradesi henüz görünmüyor. Swapla piyasa fonlaması bakalım ne kadar süre daha devam edecek.

Koronavirüsün Cari Dengeye Etkileri

2019 yılının son ayında başlayan ve salgın haline gelen Koronavirüs enfeksiyonları tüm dünyayı derinden etkilemeye devam ediyor. Halihazırda toplam vaka sayısı 2 milyonu, ölümler 134 bini aşmış durumda. Bu salgın insanların hayatını tehdit ettiği gibi gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomileri pek çok alanda olumsuz etkiliyor. Tüm ülkelerde ekonomik büyüme azalacak, işsizlik artacak; pek çok ülkenin cari dengesi belirgin şekilde etkilenecek.

Türkiye’nin uzun yıllardır dış tasarruflarının yetersiz olması ve kronik cari açık vermesi herkes tarafından bilinen bir gerçek ve bu soruna şimdiye kadar kalıcı tedbir alınabilmiş değil. Ödemeler dengesi istatistikleri açıklayan Merkez Bankası yakın zamanda bu verileri revize etti. Daha önce 2019 yılında 1,674 milyar dolar cari fazla verildiğini açıklayan kurumun güncellediği verilere göre 2019 yılı cari fazlası 8,674 milyar dolara çıktı.

Yapılan güncellemede uluslararası hizmet ticareti ödemeler dengesine yansıtıldı, dış ticaret verilerinde Özel Ticaret Sistemi yerine Genel Ticaret Sistemi dikkate alınmaya başlandı. Bunun sonucunda cari açık azalırken, net hata noksan kalemindeki büyük miktarda fazla azaltılmış oldu. Pek çok ülke büyüme, işsizlik, cari denge gibi verilerde güncellemeler, revizyonlar yapıyor.

Güncel verilerle, Brunson krizi öncesi, Temmuz 2018’de 49,6 milyar dolar seviyesinde bulunan cari açık yaşanan kur şoku ve ekonomik resesyon sonrasında hızla geriledi. Mayıs 2019’da yıllıklandırılmış cari açık cari 6 milyar dolar cari fazlaya dönüştü. Eylül 2019’da ise yıllık cari fazla 13,8 milyar dolara çıkarak rekor kırdı. Sonraki 5 ay boyunca yıllık cari fazla azalarak Şubat sonunda 6,1 milyar dolara geriledi.

2020 yılında salgın nedeniyle tüm dünya ülkelerinde küçülme, işsizlikte artma bekleniyor; küresel ticaret azalıyor. Ham petrol ve doğalgaz fiyatları küresel büyümenin yerini küçülmeye bırakmasıyla ucuzladı. Salgın devam ederse ülkelerin turizm gelirleri önemli ölçüde azalacak, turizmin GSYH içerisindeki ağırlığı fazla olan ülkeler bu durumdan çok olumsuz etkilenecek. Tüm bu etkenler genel olarak cari fazla veren ülkelerin fazlalarının azalmasıyla cari açık veren ülkelerin ise açıklarının azalmasıyla sonuçlanacak.

Genel mal ticareti koronavirüs salgını nedeniyle tüm dünyada geriliyor. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre Mart ayında ihracat %17,8 azalırken; ithalat %3,1 oranında arttı. Dış ticaret açığı ise %181 artarak 1,9 milyar dolardan 5,4 milyar dolara yükseldi. Günlük ihracat kayıt rakamlarına göre ise 1-14 Nisan döneminde ihracat %40 azaldı. Nisan ayı dış ticaret verileri salgının dış ticaret açığına etkisini görmek açısından önemli.  

Türkiye yıllardır enerjide net ithalatçı durumda. Koronavirüs salgınının petrol fiyatlarını düşürmesi ve ekonomik faaliyetlerin yavaşlaması nedeniyle ham petrol ithalatı gerileyecek. Tüketimin azalması ve doğalgaz fiyatlarının gerilemesi sayesinde doğalgaz ithalatı için ödenen bedel de azalacak. 2019 yılında mineral yakıt ve türevi ürünlerde ithalatımız 41,2 milyar dolar olmuş. Ham petrol ve doğalgaz fiyatlarının gerilemesi; tüketimin azalması cari dengeye olumlu katkı yapacak.

Turizm ve seyahat faaliyetlerinin Türkiye’nin GSYH’sına katkısı %10’un üzerinde. Koronavirüs salgını tüm dünya ülkelerinde turizm ve seyahat faaliyetlerini olumsuz etkiledi. Şubat ayı itibariyle turizmin cari dengeye yıllık net katkısı 25,8 milyar dolar. Salgının devam etmesi Türkiye’nin turizm gelirlerini önemli ölçüde azaltacak ve cari dengeye olumsuz etki yapacak.

Türkiye her yıl büyük miktarda işlenmemiş altın ithal edip, az miktarda işlenmiş altın ihraç ediyor. Brunson krizi sonrasında aylık 3 tona kadar gerileyen altın ithalatımız son 5 aydır tüm hızıyla devam ediyor. Mart ayında altın ithalatı 26 tonu aşmış durumda. Ocak-Şubat döneminde net altın ithalatımız ise 2,8 milyar dolara ulaştı. Şubat 2020 itibariyle yıllık net altın ithalatımız 11,1 milyar dolara yükseldi. Altının ons fiyatının artması ve altın ithalat miktarının artması 2020’de cari dengeyi olumsuz etkileyecek.

Türkiye uzun yıllardır kronik yüksek cari açık veren ve dış tasarrufları yetersiz olan bir ülke. Kriz yıllarında ise küçük miktarda cari fazla veriyor. Koronavirüs salgını tüm dünyayı etkilediğinden dış ticaret ve ödemeler dengesi dünya ülkelerini belirgin şekilde etkileyecek. Bu salgın devam ederse genel mal ticaretimizi azalacak, turizm gelirlerimiz önemli ölçüde gerileyecek, ham petrol ve doğalgaz ithalatımız düşecek, altın ithalatımız cari dengeyi olumsuz etkileyecek. Tüm bu faktörlerin etkisiyle 2019 yılını cari fazla ile kapatan Türkiye 2020’de cari açığa geçebilir. Bu durum cari açığın finansmanının tekrar gündeme getirecek.